Adnan Hoca Bu Kez Çerkesleri Saldırı Hedefi Yaptı!

Türkiye'de 80 darbesiyle beraber ortaya çıkan ve darbecilerin destekleriyle kendini güncelleyen bazı güç odaklarının, özellikle son birkaç senedir fikirlerine ve eleştirilerine tahammül edemedikleri kişi ve kurumları açtıkları sayısız davalar ile susturmaya çalışmaları yaygın bir yöntem haline gelmiştir.

Bu zihniyetin bir örneği, “Bilim Araştırma Vakfı” adı altında örgütlenerek, insanları sindirmeye çalışmakta ve bu uğraşlarını "İslam'ı savunma" kılıfıyla maskelemekteler.

Bir arkadaşımıza da dava açan bu organizasyonun kamuoyundaki yüzü, cemaatiyle birlikte hazırladığı kitaplarını Harun Yahya ismiyle yazan, asıl ismi Adnan Oktar olan şahıstır. Kitaplarında ve internet sitelerinde “evrimcilere, Yahudilere (Yahudi tekeller hariç), Müslüman olmayanlara ve kendileri gibi olmayan Müslümanlara” ağza alınmayacak hakaretler sıralayan bu şahıs ve çevresi, ayrıca bu kesimleri "diktatörlük", "tehdit", "baskı" ve "terör" gibi kavramlarla bir tutarak hedef göstermekte, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmektedir.

Bu güruh, NATO’ya bağlı hemen hemen her ülkede, o ülkenin dini ve milli dinamiklerine göre farklı biçimlerde oluşturulan, büyük çaplı maddi, siyasi ve kriminal ilişkileri olan, emperyalizmin en karanlık ve en kirli odalarında peydahlanan bu yapılanmalar, ülke insanlarının algısını yönlendirerek “neye nasıl inanması gerektiğini” belirleme amaçlı bir kurguya hizmet eden bilindik misyoner faaliyetlerinin, psikolojik savaş aygıtlarının bir parçasını teşkil etmektedir.

Adaleti ve eşitliği esas aldığı için hepimizce saygı duyulan İslam düşünürlerini bile çileden çıkaracak kadar dinsel ve magazinel dünyada yeni çığırlar açan zihniyetin siciline kısaca değinelim:

2 Şubat 1956 yılında Ankara'da doğan, resmî belgelerde adı Adnan Oktar olarak görünen, kamuoyunda “Adnan Hoca” olarak da anılan, taraftarları arasında Ahmet ismini de kullanan, paranoid şizofreni hastası olduğuna dair 7 farklı hastaneden "askerliğe elverişli değildir" raporuyla askerlikten muaf tutulan, fakat 2000’de bedelli askerlikten yararlanan, kokain kullandığı iddiasıyla dava açılan, “çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılan davadan 3 yıl hapis cezasına mahkûm olan, silah kaçakçılığı ve fuhuş operasyonlarında sık sık adı geçen, fakat nedense(!) her seferinde paçayı yırtan, kendisinin “Mehdi” olduğuna müritlerini inandırdığına dair iddialar olan, kendisinden ayrılan bir grubun liderinin dünyanın en büyük Amerikan finans şirketlerinden Morgan Stanley'in çalışanı olan, dünyaca ünlü bilim adamlarının kitaplarını çeviren yayın evlerine, yazarlara, sosyal medyada ün yapmış düşünce insanlarına, internet sitelerine, cemaatini eleştirenlere dava açan, kendisine bağlı tv kanallarında dekor olarak kullanılan yarı-mankenlerle ve “sosyetenin güzide şahsiyetleri”yle yarı dini yarı magazinel sohbetler yapan ve Türk-İslam zihniyetinin en traji-komik alanını temsil eden bu zat, herkesten çok İslam’ı sevdiği için ve herkesten çok vatansever olduğu için “Ünlü Türk Büyükleri” arasına girmeye hızlı adımlarla ilerlemektedir!..

Son bir kaç sene içerisinde hedeflediği kesimlere açtığı binlerce davanın çoğunu da kaybeden bu sınır ötesi güruhun öncelikli amacı; egemenlerin, dolayısıyla da iktidarın adım adım yaratmakta olduğu korku imparatorluğuna yedeklenerek kendisine yer açmaktır. Her geçen gün her alanda “bilinçsiz bir halkı yönetmenin kolay olacağı” gerçeğinden hareketle yozlaşmayı yaygınlaştıran emperyalist kültürle ve yerel güç merkezleriyle amaç ve çıkarları bire bir örtüşmektedir.

Bu güruh, bizim arkadaşımız hakkında üçüncü kez şikayette bulunmuştur. Diğer 2 şikayeti ciddiye almamıştık. Bunu da almayacaktık fakat, yazım alanındaki tüm çalışmaları didiklenen üniversite öğrencisi arkadaşımızın 13 Haziran Günü mahkemede ifade vermesi, artık hadlerini iyice aştıklarını gösterdi. Dava dosyasında “hakaret, dini değerleri, Türklüğü, Cumhuriyeti, devlet kurum ve organlarını aşağılama, halkı askerlikten soğutma” suçlamalarının yöneltilmesi, "biz bütün suçlamalarda bulunalım, nasıl olsa birisi tutar!" zihniyetinin eseridir. Bu ucuz adım, bu davayla ilgili herkesi hafife almaktır. Cüretkarlıklarını hangi karanlık güçten aldığı argümanlarından malum bu kesim bilmesi gerekir ki, üçtür şikayet ettikleri ve ancak üçüncü şikayette “hakaret” davası açtırabildikleri arkadaşımız yalnız değildir!

En ölçüsüz ve en ciddiyetsiz ifadelerle bir yanının Çerkes olduğunu sık sık dile getiren kişiye ve zihniyete bir hatırlatma yapmakta yarar görüyoruz: Biz Çerkesiz! Biz Halkız! Binlerce yıllık direniş tarihi olan halklarız biz! Tek bir arkadaşımızın dahi dizlerini yere değdiremezsiniz! Halk düşmanlığı içeren her girişim, kolektif bilincin tuğlalarıyla ördüğümüz dayanışma duvarına çarpıp geri dönecek!..

Din bezirganlığı yapanların, halklarımızın samimi dini inançlarını kullanarak kitleleri sindirme operasyonlarına izin vermeyeceğiz. Bu kişilerin, arkadaşımıza, dolayısıyla da hepimize açmış olduklarıı davaların takipçisi olacağız ve arkalarındaki karanlık güçleri aydınlatmak için elimizden geleni yapacağız.

Hedeflediği pek çok kesim gibi bizim arkadaşımıza Türk Mahkemeleri’nde dava açan bu güdümlü güruha karşı biz de halkımızın ve dostlarımızın vicdanında bir dava açıyoruz. Bu iki davanın sonuçlarına ve ilgili grubun olası adımlarına göre meşru müdafa hakkımızı kullanacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.

Ne Duvarlarınız Ne Davalarınız! Vız Gelir!..
Kahrolsun Emperyalizm! Yaşasın Yoksulların ve Yoksunların Dayanışması!..


YOKSULLAR ve YOKSUNLAR İÇİN ÇERKESLER ve DOSTLARI



ONLAR:







VE BİZ:








KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y