Ahmet Metin: Urfa'da Yoksula Ölüm İstanbul'da Şeyhe İmar Yağması!

Pusula
Ahmet Metin
KızılDayanısma


Urfa'da yoksula hapishanede yanarak ölüm, İstanbul'da yağmacı rantiyerlere yasadışı imar izni. İnsan ve ekonomi yağması devam ediyor.

"1984 yılında Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde Suudi Arabistan Prensi Abdullah bin Abdülaziz'e satılan Kandilli'deki Sevda Tepesi için imar izni çıktı.
Boğaz'a hakim bir konumda yer alan Sevda Tepesi'nin imara açılması tartışması, yıllardır sürüyordu. 57 dönümlük arsa için İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nden imar izni çıktı. Kral Abdullah'ın talebi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın devreye girdiği ve İBB'nin gerekli onayı verdiği belirtiliyor. Boğaziçi İmar Kanunu gereği Sevda Tepesi'nin imar izni bulunmuyordu."

Yağmanın bu en "kör gözüm parmağına" hali de kılıfına uyduruldu. Aynı gün Urfa E Tipi hapishanesinde insanlar 6 kişilik odalarda 18-30 kişi kalıyorlardı ve yangında öldüler. Haber merkezleri ilk geçtikleri haberlerde Urfa hapishanesinde kalan adli hükümlülerin kendi aralarındaki husumet sonucu çıkan bir kavgada birbirlerini yaktıkları şeklinde haberler geçtiler. Urfa hapishanesi, sanki Mehmet Ağar için özel olarak hazırlanmış Yenipazar cezaevi konforundaymış da insanlar bu konfor içinde itişip kakışırken birbirlerini öldürmüşler gibiydi haber. Urfa hapishanesindeki katliam bilmeyen geniş kesimler için bir aldatma haberiyle başladı.

Urfa hapishanesi uzun zamandır insan hakları savunucularının ve konuya duyarlı insanların gündemindeydi. Söyledikleri özetle 270 kişilik hapishanede binden fazla insan olduğu ve hapishane koşullarının insan yaşamına hiçbir biçimde uygun olmadığı yönündeydi. Neredeyse nefes almaya yer olmayan bir hapishane. Elbette bu halka şöyle denmekte "içeriye tıkılanlar suçlu ve bunu hakediyorlar." Uzun yıllardır kurulan baskıcı sistemle korkutulup sindirilen geniş kesimler bunun yalan olduğunu bile bile buna inanmayı tercih ediyorlar. Aslı öyle değil, hapishanelerde adli mahkum ve tutukluların çoğu yoksulluğun dayatmalarıyla ceza sisteminin çarklarına takılan insanlar. Mecburiyetlerle oradalar. Hapishanelerde adli mahkum ve tutuklular dışında kalan geniş bir kesim ise siyesi tutsak, sadece bu devletin benden değilsin o zaman düşmansın diye tanımladığı muhalifler. Haksızlığa karşı boynunu eğmeyip hayır diyenler.

Urfa hapishanesinde insanlar ölüme bilerek atıldılar. Tam bir vahşet sistemi işleyen ülkede en vahşi yanlardan biri hapishane uygulamaları oluyor. İşkenceci gardiyanlar, işkence yaparak idari olarak taltif edilerek yükseleceğine inanmış cezaevi personeli. Hapishanelerin maddi koşulları da bu işkence sistemine göre her gün yeniden oluşturulmakta. İnsanı yok etmek, içeriye giren herkesin insanlığını yok etmek üzere bir sitem oluşturulmuş. F, E, M, H, Tipi ne olursa olsun hapishaneler işkence merkezi olarak işliyor. İnsanları yok etmek üzere kurulmuş bir mekanizma. Hapishanelerde bu mekanizmayı oluşturup işletenlerin diğer yüzünde ise güller açıyor.

Parası olana "köpekleşen" bir devlet mekanizması işletiliyor. Uzun yıllardır bir devlet ayıbı olan Suudi Arabistan Prensi Abdullah bin Abdülaziz'e Sevda Tepesi satışı ve imara açma çabalarında "utanma duygusunu" dinsel söylemlerle peşlerine taktıkları insanların arkasına sığınarak gizleyenler yeni bir utanmazlık adımını pişkince attılar ve yasadışı biçimde Sevda Tepesi'ni imara açıverdiler. 12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbesi'nden sonraki süreçte özellikle Ege Bölgesi kıyı şeridi askerlerin her kademesinin yağmasına açılmıştı. Hala da Ege Bölgesi kıyıları bu yağmacıların diktikleri yazlıkların işgalindedir. Şimdi AKP eliyle darbe yapanlar yağmada sınır tanımazlık ve utanmazlıkta başı çekiyorlar. "Bu kadarı da olmaz" denilen her şeyi büyük bir pişkinlikle sürdürüyorlar.

Urfa'da yoksulların bedenleri yağmalandı, İstanbul'da doğa yağmalanıyor. Yağmacılar her zamanki gibi büyük pişkinlikle suçlarını masumların üstüne atma yolundalar. Urfa'da suçlu, 6 kişilik koğuşta 18-30 kişi kalmak zorunda olan yoksul, İstanbul'da suçlu "yağmaya hayır" diyen insanlar.

Faşist devletler yeni darbeci yollara girdiklerinde iki koldan ilerler, biri insan yağması, diğeri ekonomik yağma. İnsan yağmasında, insanlara ölüm ve işkence düşer. Bazen Roboski'de bomba olur, bazen Urfa'da bir odada 18 kişi kalanların yanması olur. İnsanların her tür insanlık değerleri aşağılanıp yağmalanmaktadır.

Ekonomik yağmada ise sadece kamuoyuna yansıyanlar bile AKP kadrosunun ve onlarla birlikte hareket edenlerin tam bir suçlu olduklarını defalarca kanıtlamaktadır. 
Unutulmamalıdır. AKP eliyle darbe yapanlar sallantıdadır ve yıkılmaya çok yakınlardır. Onlarla hareket eden herkes ama herkes "suçlu" olarak yargılanacaktır. Yapılanları herkes unutsa komünistler unutmayacak ve onları suçlarından dolayı yargılayacaklardır.


Ahmet Metin: Hava-İş Grevi Kırıcısı Rolünde Medya Yalanları!




KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y