Eren Keskin: İnadına İsyan, İnadına Özgürlük!

İnadına isyan, inadına özgürlük!

Türkiye Cumhuriyeti tarihi, kadınlara karşı işlenen suçlarla doludur.

Kadınlara, “özgürlük” getirdiğini iddia eden Kemalist devlet, soykırım ve katliamlarda kadınlara karşı işlenen tüm suçların ‘ortağı’ ya da ‘karar vericisi’ ve ‘uygulayıcısı’ olarak kurulmuştur.

Ermeni soykırımı sırasında kadınlara karşı işlenen insanlık suçlarının uygulayıcısı olan ittihatçı zihniyet, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de kuruluş ideolojisini oluşturmuştur.

Kürdistan’da ise tüm katliamlarda en büyük zararı yine kadınlar görmüştür. Bir savaş ganimeti olarak görülen Kürt kadınları her türlü şiddettin mağduru olmuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bir yandan Türk kadınlarına özgürlük vaat ederken, bir yandan da onların örgütlenme özgürlüğünü engellemiş, kurdukları dernekleri, partileri kapatmıştır.

Devlet, kadının sadece ‘kendi istediği gibi’ olmasını istemiştir. Aynen bugün olduğu gibi...

Türk-İslam sentezci bakış açısının en muhteşem birleşimini oluşturan AKP iktidarı ve onun tek yetkilisi olan Tayyip Erdoğan da ‘kendi istediği kadın tipini’ tüm topluma dayatmaya çalışmaktadır.

Son dönemde yapılan kürtaj tartışmalarına böyle bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Aslında Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarihi, kadınlara karşı ‘işlediği suç’larda çok açık davranmıştır.

Örneğin 2005 yılına dek Türk Ceza Kanununda ‘kadına karşı şiddet’i düzenleyen bölümün başlığı “Genel ahlak ve aileye karşı cürümler” idi.

Yani, kadın sadece ahlakın ve ailenin bir unsuru olarak görülüyordu. Kadın kimliğinin, kadın bedeninin hiçbir önemi yoktu.

Kadın, erkek dünyanın yarattığı ahlak anlayışının bir kurbanıydı. 2005 yılında yasa değişti. Ancak, bakış açısının hiç değişmediğini bizzat Başbakanın konuşmalarıyla her an yeniden yaşıyoruz.

Bugün bize ‘ahlak anlayışını’, ‘dini kuralları’ sürekli hatırlatan Başbakan, biliyor mu ki bu devlet yıllarca işlenen ‘namus cinayetlerinin’ azmettiricisi oldu.

2005 yılına dek, Türk Ceza Kanunu'nda namus nedeniyle cinayet işleyen tüm erkeklere, yasal indirim uygulandı.

Çünkü bu indirim yazılı hukukla düzenlenmişti. Çünkü devlet ve onun feodal, militer ve erkek egemen anlayışı, namus cinayetlerine kurban giden kadınları suçlu görüyordu.

İşte bugün kadınlara dayatılmak istenen kürtaj yasağı, namus cinayetlerini de arttırma tehlikesini içinde barındırmaktadır. Yani, yazılı hukuk değişse bile ne yazık ki, anlayış değişmiyor.

Bu devlet yıllarca bekaret kontrolü uygulamasını fütursuzca uyguladı. Sadece işkence olsun diye evli ve çocuklu kadınlara bile bekaret kontrolü uygulandı.

Onlar, kendi yarattıkları baskıcı sistemi korumak adına yine, kendi yarattıkları ahlak kurallarına dahi aykırı davrandılar.

“Normal” olanı her zaman iktidarlar belirler. Bugün de bize dayatılan bir kez daha budur. Kadınlar için ‘normal’ olan, sadece şudur!

Bedenimiz sadece bize aittir ve onun üzerinde tek söz sahibi biziz!

Yazıma kadınların ürettiği, çok sevdiğim bir sloganı tekrarlayarak son veriyorum: “Gelsin koca, gelsin baba, gelsin polis, gelsin cop, inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük...”

Eren Keskin 
11 Haziran 2012,


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y