Fırat Üniversitesi Öğrencilerinden Açık Mektup!

Elazığ Fırat Üniversitesinde okuyan öğrenciler olarak son 3 yıldaki baskılar ve tutuklu bulunan arkadaşlarımızın mağduriyetini haykırmak için ve medyanın öğrenciler üzerindeki bu baskılara göz yumması nedeniyle basına ve kamuoyuna açık bu mektubu yazma gereği duyduk.

Bugün Türkiye’de öğrenciler çok ciddi baskı altındadırlar. İktidara karşı muhalefet eden tüm gruplar üzerinden tutuklamalarla, soruşturmalarla bir yıldırma politikası geliştirilmiş ve bu politika geç olmadan yine bu gruplar üzerinde vuku bulmuştur. Bu gün cezaevinde tutuklu yargılanan arkadaşlarımız “Halkım için insanca yaşamak istiyorum.” dedikleri için içerdeler. Bu söylemi dillendirdikleri ya da bir mitinge veya yürüyüşe katıldıkları için dahi örgüt üyeliğinden yargılanabiliyorlar. Yargı aşamasında arkadaşlarımız 6 ay ile 1 yıla kadar tutuklu yargılanmakla kalmayıp, iddianameleri örgüt kurmak, örgüt üyesi olmak ve örgüt üyesi olmasa dahi örgüt adına suç işlemekten ötürü örgüt üyesi sayıldıklarından ayrı ayrı yargılanıp cezalara çarptırılmaktadırlar. Gerçi bu düzenin böyle işlediğini bizden çok daha iyi bildiğiniz varsayıyoruz. Tutuklamalar, soruşturmalar ya da üniversite öğrencilerine faşizanca saldırılar olsun. Bunların hepsini elbette ki sizlerde biliyorsunuz. Fakat bizim meramımız onların derdini kendi derdimiz eylemektir. Bu süreçte en olmaması gereken veya en çok bizleri korkutan tutuklamalara ve saldırılara alışıyor olmamızdır. Kaos ortamında yaşamaya alışmak aslında her şeyi normalleştirir ve aslında uzun yıllara denk gelecek olan tutukluluk halini sıradan olaylar olarak görmeye başlarız. Bundan ötürü bizim bir derdimiz var. Susmak ardından alışmayı getirecektir. Bizler susmayacağız.
Arkadaşlarımızın da yargılandığı terör suçlamalarında Dünya’da 35.000 kişi cezaevinde bulunurken Türkiye’de bu sayının 1/3 ‘i kadar insan tutuklu bulunmaktadır. Bizler öğrencileri hedef alan keyfi tutuklamaların sona ermesini, tutuklu bulunan arkadaşlarımızın haklarının iyileştirilmesini, tutukluluk süresinin en fazla 3 ay ile sınırlandırılmasını, tutukluyken eğitim haklarından faydalanabilmelerini ve tutukluluk hallerinin en kısa sürede sonlandırılması için susmayacağız.

Elazığ’da 2011 ‘den bu yana 5 arkadaşımız tutuklanmış ve bu arkadaşlarımızdan yalnız biri serbest bırakılmıştır. Arkadaşlarımız KCK davasından bir yıldır tutuklu yargılanmakla beraber davaları henüz bir sonuca ulaşmamıştır. Son sınıf öğrencisi olan bir arkadaşımız ise aynı dönemde ToplumDer’ de Kürt dili üzerine ders verdiği gerekçesi ile tutuklanmış ve 4 yıl 8 ay cezaya mahkûm edilmiştir. Yine 2012 başlarında son sınıf öğrencisi bir başka arkadaşımız tutuklanmış ve 6 aydır tutuklu yargılanmaktadır.

Bugünkü süreçte Elazığ’da Nisan ayından bu yana tutuklu yargılanan 3 arkadaşımız cezaevinde. 5 arkadaşımız ise tutuksuz yargılanmaktadır. Tutuklu ve tutuksuz yargılanan arkadaşlarımızdan ikisi tıp öğrencisidir. Peki, arkadaşlarımız neden içerde? Bu sorunun cevabı çoğu zaman aynı olmakla beraber içerdeki bütün arkadaşlarımız için geçen zaman ve etkisi biriciktir. Arkadaşlarımızın içerde olma sebeplerine gelecek olursak şayet;
Newroz alanına giderken kimlik kontrollerine durduruldukları için, Halepçe katliamının yıl dönümünde bu katliamı lanetledikleri için, cezaevindeki arkadaşlarını ziyarete gittikleri için, Cezaevlerine mektup yazdıkları için, İllegal oldukları ileri sürülen gazeteler okudukları için ve beklide en mühimi Kürt oldukları için…
Peki, bu süreci yok sayalım. Diyelim ki arkadaşlarımız dışarıda ve bir şekilde okullarına devam ediyorlar. Aslında dışarıdaki durum da içeriden pek farklı değil. Çünkü dışarısı yani okullar, yollar, sokaklar… Elazığ’da Kürt kimliğine veyahut başka etnik bir kimliğe sahip çıkıyorsan çoğu zaman şehir yaşanmaz hale gelebiliyor. Üniversitede arkadaşlarımız hem sözlü, hem de fiziksel olarak saldırılara uğradı kimseler buna dur demedi. Arkadaşlarımız şiddete maruz kaldıkları için
-“Bunun hesabı sorulacak!” dediler.
Hesap sorulacak mercilere ulaşamadılar bile. Ya da evvelden gelen bir bilgelikle neler olabileceğini ya da neler ‘olamayacağını’ kestirdiklerinden, kestirip attılar. Üniversite de uyguladıkları şiddetin hesabını yine şiddet uygulayıcılar sordular. Okul yönetimi arkadaşlarımızı haklarında soruşturma açmak ile tehdit etti. Ki bu süreçte arkadaşlarımıza faşizanca saldıranlar bir gözaltı dahi görmedi. Hatta daha da korkunç olanı bu saldırılarda bazı öğretim görevlilerinin de bulunması. Burada olanlar. Ya da olması muhtemel olaylar öyle bir işbirliğinde işliyor ki akıllara zarar. Biz, bizlere ne olacağını hem merak ediyor hem de bu süreçte susmanın en tehlikeli eylem olduğunu bilerek durmadan yazıyoruz. Sesimiz hala çıkıyorken sesimize ses olun isteriz. Çünkü bizim yük bellediğimiz bir derdimiz var. Bundan kurtulana kadar susmak kendimize, bize ihanettir.

KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y