"İleri Demokrasi" Üssü Taksim İşkence Merkezi!

Mervan Kurt, Ahmet Usal ve Murat Şalcı adlı gençler, 6 Haziran'ı 7 Haziran'a bağlayan gece, Taksim'de bir restorantta yemek yedikten sonra, evlerine dönmek üzere İstiklal Caddesi'nde yürümeye başladı. Bu sırada Şalcı ile bir grup arasında tartışma yaşandı. Tartışma bitebilir ve gençler evlerine dönebilirdi. Ancak olaya Taksim Polis Merkezi'nde görevli sivil polisler karışınca, olayın seyri değişti. İşkence gören 3 gençten biri beyin kanaması geçirdi. Sonra da "polise saldırmakla" suçlanarak, savcılık karşısına çıkartıldılar.

Yaşananları anlatan Mervan Kurt, kendilerine ilk olarak 4-5 kişilik bir polis grubunun saldırdığını söyledi, "Bize saldırırken polis olduklarını söylemediler, kimlik göstermediler. Ne olduğunu anlamadan dövmeye başladılar. Çetinkaya mağazasının tam karşısında bir apartman var, oraya Murat ile Ahmet'i sıkıştırdılar. Daha sonra ikinci polis grubu geldi. Kelepçe takana kadar polis olduklarını bilmiyorduk" dedi.

'MURAT'IN BAŞINA BASTI, TEKMELEDİ'

Elleri kelepçeli bir şekilde yere yatırılan yeğeni Murat Şalcı'nın sürekli başına vurulduğuna dikkat çeken Kurt, "Adının Erdem Ata olduğunu öğrendiğim polis, Murat'ın başına bastı, tekmeledi. Murat'a seslendim ama beni duymadı. Çevredeki insanlar 'Öldürdünüz çocuğu' diye polise tepki gösterdi. Polis ise 'Numara yapıyor' dedi. Ahmet ile Murat'ı aldılar. Ben de arkalarından onların akıbetini öğrenmek için karakola gittim" diye konuştu.

'20 DAKİKADA BİR SESLENİYORDUM'

Karakolda daha derdini anlatamadan kelepçe takılmak istendiğini ve bu duruma itiraz ettiğini söyleyen Kurt, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Sol gözüm şişmişti. Götürüldüğüm Taksim İlk Yardım Hastanesi Acil Bölümü'nde doktor gözucuyla baktı, 'Görmesine engel bir durum yok' diyerek beni polise teslim etti. Karakolun 4. katına götürüldüm. Sürekli küfür ettiler, 'Gününüzü göreceksiniz' diye tehdit ettiler. Sorgu odasına girer girmez, Murat'ın baygın bir şekilde yerde yattığını gördüm. Elbiseleri kanlıydı. Seslendim, ona dokunmama engel oldular. Ahmet'in de ayakta duracak hali yoktu. Murat'ı sürükleyerek yüzünü yıkamaya gördüm ve 'Murat ben kimim?' diye sordum. 'Özlem abla sen misin?' deyince, durumunun kötü olduğunu anladım ve açıkçası korktum. Sonra nezarete götürüldük. Murat bu sırada kan kustu. Resmi polislerden biri, hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledi ama sivil polisler izin vermedi. Murat nezarethanede sürekli inledi. Hayatta olup olmadığını anlamak için 20 dakikada bir sesleniyordum."

Mervan Kurt, hakaretlerin yanı sıra, "Bunları KCK'dan almak lazım", "Pis teröristler" gibi tehdit ve hakaretlerle karşılaştıklarını anlattı, "Murat hakkında daha önce 'örgüt üyeliği' iddiasıyla açılan bir dava var. Ama dava bitmiş değil ve Murat da aranmıyor. Belki de GBT'den onu gördüler. Neden bu kadar ayrımcı davrandıklarını ben de bilemiyorum" dedi.

Üç genç ertesi gün savcılığa çıkartılmadan önce hastaneye sevk edildi. Kurt, hastane sürecini ise şöyle anlattı: "Taksim İlk Yardım Hastanesi'ne götürdüler. Ahmet'in ağrıları vardı, ağrı kesici iğne istedi, yapmadılar. Bana da 'Bir şeyi yok' dediler. Murat için sağlam raporu yazacaklardı. Ben itiraz ettim, doktora, 'Başınızı yakacaksınız. Görmüyor musun, başına darbe aldı, ayakta duramıyor' deyince doktor panikledi. Tomografi çekilmesini istedi. Ahmet ile ben savcılığa sevk edilirken, Murat'ı hastaneye yatırdılar."

POLİSE SALDIRMAKLA SUÇLANDILAR

Polisin şiddetine maruz kalan gençler, savcılıkta, "polise saldırmışsınız" suçlamasıyla karşılaştı. Savcılık, şikayetlerini bile dikkate almadı. İfadelerinde suçlamaları kabul etmeyen gençler, serbest bırakıldı. Daha sonra İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'ne başvuran gençler, İHD yöneticileri avukat Gülizar Tuncer ve Avukat Fazıl Ahmet Tamer ile birlikte polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Mervan Kurt, suçlama için, "Devlet istese, neler yaşandığını ortaya çıkartabilir. Olay yerinde bir sürü kamera vardı. Onların kayıtları yok edilmesiyse onlara baksınlar" dedi. Kurt, "yaşadıkları işkencenin başka insanların başına gelmemesi" için şikayetçi olduklarını belirtti.

MURAT ŞALCI HİÇBİR ŞEY HATIRLAMIYOR

10 Haziran Pazar akşamı saat 21.00'de taburcu edilen Murat Şalcı, yaşadıklarını hatırlamadığını belirterek, "Cep telefonu elimdeydi, mesaj atıyordum. Polis boğazıma yapıştı, yumruk attı. Sonrasını hatırlamıyorum. Nezarethanede kaldığımızı, bize polisin saldırdığını da sonradan öğrendim. Hala başağrısı ve mide bulantısı çekiyorum. İşime gidemiyorum" dedi.

'BU OLAYLAR KARDEŞLİĞE ZARAR VERİYOR'

Mervan Kurt'un babası Musa Kurt da, olayın peşini bırakmayacaklarını belirterek, "Bizim çocuklarımızın hiç mi eğlenmeye hakkı yok?" diye sordu. "Ülkemizde demokrasinin gelişimine engel olan bu tür ötekileştirme faaliyetlerine ne zaman son verilecek?" diyen Baba Kurt, "Bunu yapan suçlular ne zaman sorgulanacaklar? Yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Kardeşliğe zarar veren bu tip uygulamaları kınıyoruz. Kardeşliğe zarar verdiği için bu davanın peşini bırakmaya niyetimiz yok" diye konuştu. (Arzu Demir - etha)
KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y