Urfa E Tipi'nde Ön İnceleme Raporu "6 Kişilik yerde 18 Kişi"

TTB, KESK, İHD ve MAZLUMDER, 13 tutuklunun yaşamını yitirmesine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, cezaevine ilişkin ön rapor açıklarken, sorumluların cezalandırılması talebini dile getirdi.

SES binasında düzenlenen basın toplantısında, TTB Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya, bir açıklama yaptı. Yerlikaya, Türkiye hapishanelerinde 130 binden fazla tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, bunların yaklaşık yarısının son yıllarda cezaevine konulduğunu belirtti.

Yerlikaya, "Hâlbuki tutuklama istisnai bir tedbirdir, asıl olan tutuksuz yargılanmadır. Fakat esefle belirtmeliyiz ki Türkiye Cumhuriyetinde tutuklama bir tedbir olmanın ötesinde, peşin verilen bir ceza yöntemi olarsak uygulanmaktadır. Bu tablo bile Türkiye'de ağır bir baskı ve tutuklama rejimi olduğunun açık bir göstergesidir" dedi.

'BAKANLIĞIN VURDUMDUYMAZLIĞI YENİ ÖLÜMLERE DAVETİYE ÇIKARDI'

Tutuklu ve hükümlüler için insanca yaşam koşullarının oluşturulmasının devletin asli görevlerinden birisi olduğunu kaydeden Yerlikaya, bu görevin yerine getirilmesi için daha önce yapılan uyarıların Adalet Bakanlığı tarafından dikkate alınmadığını söyledi.

Yerlikaya, Adalet Bakanlığı'nın vurdumduymaz tutumunun yeni ölümlere davetiye çıkardığını ifade ederek, şöyle dedi: "19 Aralık 2000 İstanbul Bayrampaşa cezaevindeki 'Hayata Dönüş Operasyonu', 1996 Diyarbakır cezaevindeki katliam, Kayseri'de ring aracında diri diri yanan mahkumlar ve Pozantı'da tutuklu Kürt çocuklarına yönelik cinsel istismar ve tecavüz hafızalarımızdaki yerini korurken bugün de Urfa cezaevinden gelen 13 mahkumun diri diri yanarak hayatlarını kaybetmesinin haberi ile bir kez daha büyük üzüntü ile sarsılmış bulunmaktayız."

Yerlikaya, 225 yatak kapasiteli Urfa cezaevinin, ortak kulanım alanlarının da koğuş haline getirilmesiyle kapasitesinin 375'e çıkarıldığı, cezaevinde şu anda yaklaşık 1200 tutuklu ve hükümlü bulunduğu, olayın yaşandığı C-15 koğuşunda, 6 kişilik kapasitesi olmasına rağmen 18 kişinin tutulduğu bilgisini verdi.

İNSANLAR NEFES BİLE ALAMIYOR

Yerlikaya, şöyle dedi: "Bu durumun tutukluların asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılamadığı, koğuşlarda vardiya usulü yatıldığı, lavabo-wc gibi yerlerde bile yerlerde yatmak zorunda kalındığı, hijyen ve sağlık koşullarının olmadığı, havaların ısınması ile birlikte insanların değil yatmayı yaşamlarını ikame etmek için nefes bile alamadıkları ailelerin ve görüşe giden avukatların beyanlarından anlaşılmaktadır.

Yaptığımız görüşmeler neticesinde, içerdeki tutuklu ve hükümlülerin birçok kez yazılı ve sözlü olarak durumlarının düzeltilmesi ile ilgili olarak idareye başvurmuş olmalarına rağmen hiçbir önlemin alınmadığı, kayıtsız kalındığı, yaşanan tüm bu olumsuz koşullara karşı tutsakların başlatmış oldukları eylem sonucunda oluşan yangına geç müdahale edildiği-edilmediği, koğuş kapılarının açılmadığı ve tüm bu ihmaller zincirinin sonucunda 13 kişinin yaşamının yitirmesiyle sonuçlanmıştır."

Olaydan Adalet Bakanlığı ile ceza ve tevkif evleri genel müdürlüğünün sorumlu tutan Yerlikaya, sorumluların cezalandırılması ve cezaevi yönetimi ve çalışanları başta olmak olayda sorumluluğu olanların derhal görevden alınmasını istedi.

YENİ CEZAEVİ VE SÜRGÜN SEVKLER ÇÖZÜM DEĞİL

Yerlikaya, "Binlerce yıl önce bu kadim topraklarda diri diri ateşe atılan İbrahimlere reva görülen Nemrud zihniyetinin günümüzde de yaşatılmaya çalışılması tarafımızca asla kabul edilmeyeceğini ifade ederek, bu olay bahane edilerek ailelere ve tutsaklara bir işkence yöntemi olarak uygulamaya sokulmak istenilen sürgünler ve yeni cezaevlerinin inşası bir çözüm yönteminin olamayacağını belirtir, demokratik bir ülkede eşit, özgür ve barış içinde yaşama iradesinin sorunların çözümünde esas alınmasını kamuoyunun bilgisine saygı ile sunarız" diye konuştu. (etha)
KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y