Cumartesi Anneleri 389. Kez Buluştu: Kenan Bilgin Nerede!

Cumartesi Anneleri 389. kez Cumartesi Meydanı'nda buluştu. Bu haftaki eylemde Siirt'ten de kayıp yakınları seslerini taşıdı. 13 yaşındaki Yahya Akman ve 70 yaşındaki Abdurrahman Gün'ün gelini Hanım Gün de cumartesi eylemine katıldı.

Tanıkların ifadesine göre Ömer Candoruk, Yahya Akman ve Akman'ın iki amca oğlu Süleyman Gasyak ve Abdulaziz Gasyak, Mart 1994'te Silopi yolu üzerindeki bir jandarma kontrol noktasından arabayla geçtikten sonra kolluk güçleri tarafından kaçırıldı ve ardından öldürüldü.

Yahya Akman'ın babası İsa Akman şöyle seslendi: "Yahya Akman öldürüldüğünde 13 yaşındaydı. 4 kişiyle birlikte karakoldan alınıp götürüp öldürüldüler. Kurşuna dizilerek öldürülmüşlerdi. Biz üç gün sonra kendi çabamızla cenazelere ulaşabildik. Kimse bunun hesabını vermedi. O dönem her yere başvuru yaptık ama hiçbir cevap alamadık. Hatta bazı karakollara gittiğimizde bize kötü muamele yaptılar, üzerimize köpek saldılar. O dönem kimseden hesap soramadık. Şimdi Diyarbakır'da açılan JİTEM davasında bu sorumlular yargılanıyor. Ama savcılar ve hakimler bu insanları cezalandırma konusunda hevesli değiller. Biz hesabımızın sorulmasını istiyoruz."

70 yaşındaki Abdurrahman Gün'ün gelini ve yeğeni Hanım Gün de şunları söyledi: "Bugüne kadar ne dava, ne de herhangi bir soruşturma açıldı. Diyarbakır'da yargılananların bırakılması eğilimi var. Biz bunların bırakılmaması ve yargılanmasını istiyoruz. Buna benzer bir çok olayda da kolluk kuvvetlerinin yargılanmasını istiyoruz. Bizim hesabımız dilimiz ve kimliğimizdir. Biz eski Kürtler değiliz, biz mücadele ediyoruz. Tayyip Erdoğan da bizi kandıramaz. Duyarlı herkesin ayağa kalkıp bu olayların hesabını sorması lazım. Yoksa toplumsal bir barıştan söz edemeyiz." 


KENAN BİLGİN NEREDE?

Ardından Kenan Bilgin'in kardeşi Yılmaz Bilgin söz aldı. Bilgin, Kenan Bilgin 1994 yılında 12 Eylül'de Ankara Dikmen'de gözaltına alındığını ve bir daha haber alınamadığını hatırlattı. Bilgin şöyle devam etti: "Biz faili meçhul demiyoruz çünkü failleri belli. Devletin hala belli yerlerinde görev yapan, sırça köşklerde oturup, maaşlarını alıp hayatlarını devam ettiren insanlardır. 17 yıl geçti, olayın açıklanması konusunda hiçbir şey yapılmamıştır. Bunun çoğunluğu yılı da AKP döneminde geçmiştir. AKP 'bizim dönemimizde kayıplar olmadı, önledik' diyor. AKP çok dürüstse neden kayıplar konusunda bir ilerleme sağlanamadı. Çünkü ucu onlara da dokunuyor. Bütün gözaltında kayıplara kurban gidenleri de buradan anıyorum."

Avukat Kamil Tekin Sürek de yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Kenan Bilgin konusunda AİHM'de mahkum olduğunu söyledi. Bilgin dosyasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tüm deliller ortada olmasına karşın davanın üstünü örtmeye çalıştığını vurgulayan Av. Sürek, Başsavcılığın dosyaya ilişkin bütün tezlerini çürüttüklerini ve yalanlarını ortaya çıkardıklarını ifade etti. Sürek, Bilgin'in Gölbaşında Özel kuvvetlerde bir süre gözaltında tutulduğu ve Gölbaşına gömüldüğü yönünde ihbar aldıklarını, ancak kazı yapılması taleplerinin reddedildiğini hatırlattı. 


'BİLGİN DOSYASI YENİDEN AÇILSIN'

Ardından, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, 12 Eylül 1994'te gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınmayan Kenan Bilgin'in dosyasını açıkladı.

Efe, 389 haftadır "Kayıplarımızın faillerinin üzerindeki cezasızlık zırhını kaldırın" dediklerini belirterek, 389. buluşmada Kenan Bilgin için bir arada olduklarını söyledi. Her yıl Eylül ayında bu alanda Kenan'ın akıbetini sorduklarını hatırlatan Efe, faillerinin yargılanmasını istediklerini ancak devletin yıllardır onun hiç gözaltına alınmadığı yalanını söylemeye devam ettiğini vurguladı.

Bu yanıta karşın 10 kişinin Kenan Bilgin'i Ankara Terörle Mücadele Şubesi'nde işkencede gördüklerine tanıklık ettiğini söyleyen Efe, savcının ifadelerin alınmasından sonra görevini yapmasının engellendiğini ve Ankara'dan sürüldüğünü hatırlattı. Efe, sahte rapor düzenleyen savcının ise terfi ederek Yargıtay üyesi olduğunu ifade ederek, Kenan'ın kaybedildiği Ankara Emniyeti'nin müdürü olan Orhan Taşanlar'ın ise terfi ederek vali olduğunu kaydetti. Kenan Bilgin kaybedildiğinde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar ise önce milletvekili ardından bakan oldu.

'HUKUKSUZLUĞUN VAHŞETİ GÜN GELİR HERKESE DOKUNUR'

Efe son olarak şöyle seslendi: "Bizler AİHM'in mahkumiyet kararı veridği kayıp davaları başta olmak üzere tüm kayıp dosyalarının yeniden iç hukukta soruşturulmasını istiyoruz. Bu soruşturmaların yalnız cellatları değil, bu iklimi yaratan yerelden ulusala tüm yapıları hedeflemesini istiyoruz. Bizim için adalet ancak böyle sağlanacak. Demokratik, insan haklarına saygılı bir ülkede yaşayacaksak bu olmak zorunda. Yoksa hukuksuzluğun vahşeti hepimize dokunacak." (etha)


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y