Taksim'de Özgür Basına Polis Engeli 10 Eylül'de Çağlayan'a!

Polis, İstiklal Caddesi önünde Özgür Basın Yürüyüşü'nü yasadışı biçimde yasakladığını söyledi ve İstiklal Caddesi girişine barikat kurdu. Polisin bu yasadışı tutumu üzerine Özgür basın mekçileri ve özgür basın hakkının ellerinden alınmasına karşı olanlar. Otırma eylemine başladı.

Polisin engellemesi aşılamayınca "Madem polis bizim yürüyüşümüzü engelliyor o zaman biz de yürüyüşümüzün önündeki engel kalkana kadar burada oturuyoruz" denerek oturma eylemine geçildi.

Polisin İstiklal Caddesi önünde barikat kurup yürüyüşü engellemesi üzerine başlayan eylemde, "Özgür basın susturulamaz" sloganlarıyla ve alkışlarla yürüyüşü engelleyen polis protesto edildi. "Direne direne kazanacağız", "özgür basın susturulamaz", "kahrolsun faşizm kahrolsun AKP", "katil Erdoğan", "Kürt halkına imha dayatılamaz", "zindanlarda direnen tutsaklara bin selam" sloganlarıyla oturma eylemi sürdürüldü.





Oturma eyleminde tutuklu gazetecilerin isimleri tek tek okundu ve protestocular hep bir ağızdan "ez li virim" cevabını vererek tutuklu gazetecileri tek tek hatırlattı.

Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu oturma eylemi sırasında niye bu protestonun düzenlendiğini aktardı: "10 Eylül'de KCK bahanesiyle tutuklanan gazetecilerin duruşması başlayacak. Çıkan iddianameyi zaten herkes okudu. Bu iddianamede habercilik faaliyetleri
savcılar tarafından örgütsel bir faaliyet olarak  ele alınıyor. Bu da örgütsel gazetecilik diye yeni bir kavram yaratıyor. Ben buraya o gazetecilik anlayışını desteklediğimi göstermek için geldim. Şu an bir polis engeli var saldırılırmı saldırılmaz mı bilemem. Bu engelin iki sebebi olabilir
 1. Kürt gazetecilerle ilgili bir eylem olması. 
 2. Türkiye'de siyasi iklim gerçekten çok sertleşiyor. Eskisi gibi herkesin rahatça yürüyüp, kendini ifade edeceği ortamın ortadan kalktığını görüyorum. Her bakımdan bir sert tavır alma hali var. Çünkü hükümet bir yönetememe sorunu yaşıyor. Hükümet ne ekonomiyi, ne dış politikayı ne de ülke içi ilişkileri yönetemiyor. O yüzden bugünkü günleri çok arayacağımız bir ikilimin geldiğini düşünüyorum." 

Gazeteci Rojin Akın'da oturma eylemi sırasında bu protestoyu katılış gerekçesini aktardı: "10 Eylül'de tutuklu gazetecilerin davası var. Bu duruşmayla ilgili duyarlılık oluşturmak ve duyurusunu yapmak için buradayız. Gazeteciler 8 aydır tutuklular. Bu arkadaşlarla ilgili yöneltilen suçlamalara delil olarak gösterilenler tamamıyla gazetecilik faaliyetleri çerçevesinde yaptıkları yüzünden tutuklandıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin gazetenin editörüyle veya haber müdürüyle haberi hakkında konuşması suç delili olarak gösterilmekte. Bu polis engeli de bu eylemi düzenleyenlerin Kürt Gazeteciler için eylem düzenlemesidir. Bu protestoya yaratılan polis engeli doğrudan doğruya Kürt basınına yönelik uygulanan her zamanki yöntemlerden biridir."

Oturma eylemi sürerken protestocular "özgürlük mahkumları" türküsünü söylediler.

Oturma eylemi Özgür Gündem gazetesi yayın yönetmeni ve insan hakları savunucusu Eren Keskin'in yaptığı konuşmayla devam etti."Burada bizimle olan herkes düşünce ifade özgürlüğünün sahipsiz olmadığını gösterdi. Kürt sorununda çözümsüzlük politikası dayatanlara karşı en güçlü cevaplardan birinin verilmesine vesile oldunuz.

10 Eylül'de tutuklu Kürt gazetecilerin davası görülecek. Hemen söyleyelim bu dava hukuki bir dava değildir. Bu dava siyasi bir davadır. 44 Gazeteci arkadaşımızın yargılanması 2009 yılından bu yana KCK adı altında sürdürülen operasyonların Kürt legal alanının tasfiye edilmesi operasyonlarının bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Karar AKP karargahlarında alınmış, uygulama ise bizzat AKP tarafından emir alan yargı tarafından gelmiştir. Başbakan daha geçen gün BDP milletvekilleri için yargıya emir verdiğini ağzından kaçırdı. Aynı emri gazeteci arkadaşlarımız için verdiğinden de kim kuşku duyabilir. 36'sı tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı bu dava en büyük gazeteci yargılanması olarak tarihe geçmiştir. Biz Kürt gazeteciler bir çok bedel ödedik. Demokrasi konusunda ne bedel ödemek gerekirse onu ödeyeceğiz diye de yola çıktık. Elbette bunun bedelini de ödüyoruz. Biz katledilen 76 gazeteci arkadaşımızın mirasını bir an için bile olsa aklımızdan çıkarmıyor zalimlere karşı boynumuzu bükmüyoruz. Tutuklu bulunan arkadaşlarımız Ape Musa'nın geleneğini sürdürdükleri için bugün cezaevindeler. Gazetecilerin yargılandığı iddianame bir kurgudur hem de en berbat dizi senaryolarını aratmayacak bir kurgudur. Gazeteci arkadaşlarımız AKP'nin Kürt siyasetindeki çözümsüzlük üzerine rehin alınmışlardır.

Özgür Gündem gazetesi, Azadiya Welat. gazetesi, Dicle Haber Ajansı Demokratik Modernite dergisi, Fırat Dağıtım adına sesleniyorum. Biz özgür Kürt basını geleneğindeniz 75 arkadaşımız bizzat devlet tarafından öldürüldü, gazete binalarımız bombalandı, 20 yılı aşkın sürede binlerce çalışanımız gözaltına alındı, tutuklandı özgür basın geleneği bayrağı yere düşmedi. Bu bayrak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da zalimlerin karşısında mazlumların yanında olmaya devam edecek. Herkesi 10 Eylül'de yargılanacak arkadaşlarımızın yanında olmaya Çağlayan'a davet ediyoruz."

Taksimdeki tutuklu Kürt gazeteciler eyleminde basın açıklamasının ardından 10 Eylül'de Çağlayan Adliyesi'nde buluşmak üzere eyleme son verildi. 


Belediye başkanları, Kürt siyasetçiler ve avukatların ardından, KCK adı altında sürdürülen baskı kampanyası 20 Aralık 2011 tarihinde Kürt gazetecilere yönelik operasyona dönmüştü. Pek çok ilde eş zamanlı olarak yapılan operasyonda, çoğunluğu DİHA ve Özgür Gündem gazetesinden olmak üzere 49 gazeteci gözaltına alınmıştı. Bunlardan 36'sı tutuklanmış, 13 kişi ise serbest bırakılmıştı.
Gazetecilerin tutuklanmasından 6 ay sonra hazırlanan iddianameye göre, 44 gazeteci "KCK Basın Komitesi üyesi ya da yöneticisi olmak" ile suçlanıyor.

Tutuklu bulunan gazeteciler

Ramazan Pekgöz (DİHA editörü-Diyarbakır)
Mazlum Özdemir (DİHA muhabiri-Diyarbakır)
Fatma Koçak (DİHA Yazıişleri Müdürü-İstanbul)
Kenan Kırkaya (DİHA Ankara Temsilcisi-Ankara)
Sadık Topaloğlu (DİHA muhabiri-Urfa)
Semiha Alankuş (DİHA editörü-Diyarbakır)
Çağdaş Kaplan (DİHA muhabiri-İstanbul)
Ömer Çelik (DİHA muhabiri-İstanbul)
Zuhal Tekiner (DİHA İmtiyaz Sahibi-İstanbul)
Pervin Yerlikaya (DİHA-İstanbul)
Nilgün Yıldız (DİHA muhabiri Mardin)
Zeynep Kuray (ANF-BirGün Gazetesi muhabiri)
İsmail Yıldız (ANF muhabiri)
Nurettin Fırat (Özgür Gündem Gazetesi yazarı)
Ayşe Oyman (Özgür Gündem)
Yüksel Genç (Özgür Gündem yazarı)
Ziya Çiçekçi (Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü)
M. Emin Yıldırım (Azadiya Welat Genel Yayın Yönetmeni)
Nahide Ermiş (Özgür Halk ve Demokratik Modernite Dergisi Yayın Kurulu Üyesi)
Ömer Çiftçi (Demokratik Modernite Dergisi İmtiyaz Sahibi)
Safiye Torman (Demokratik Modernite Dergisi Van çalışanı)
Selahattin Aslan (Demokratik Modernite çalışanı)
Davut Uçar (Etik Ajans Müdürü)
Hüseyin Deniz (Özgür Gündem eski çalışanı)
Dilek Demirel (Özgür Gündem eski çalışanı)
Sibel Güler (Özgür Gündem eski çalışanı)
Ertuş Bozkurt (Fırat Dağıtım çalışanı)
Ali Fidan (Fırat Dağıtım İstanbul çalışanı)
Çağdaş Ulus (Vatan Gazetesi muhabiri)
Nevin Erdemir (Özgür Gündem Gazetesi çalışanı)
Oktay Candemir (DİHA eski çalışanı)
Haydar Tekin (Fırat Dağıtım eski çalışanı)
İrfan Bilgiç (Fırat Dağıtım eski çalışanı)
Çiğdem Aslan
Cihan Albay Saffet Orman


(Fotoğraflar: 149journos, Amed News Agency)
Gömülü resim için kalıcı bağlantı


































Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y