Ahmet Metin: Redhack ve YÖK´ün Şifreleri

REDHACK VE YÖK'ÜN ŞİFRELERİ

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya sonunda Redhack'in YÖK sitesini hackeleyerek yayınladığı yolsuzluk belgeleri üzerine bir açıklamada bulundu. Çetinsaya artık bir şehir efsanesine dönüşen kolay şifre konusuna yönelik bir "kusur" olduğuna değinerek konuyu kendince açıkladı. Çetinsaya'nın açıklamasına göre YÖK'de hala "123456" şifresini kullananlar bulunmakta ve sorun da bu konuda vurdumduymazlık gösterenlerden kaynaklanmakta. Redhack durumun öyle olmadığını YÖK'ün sistemine bakan uzmanlardan birinin şifresinin "Dtxcptr*Mk622yk" olduğunu duyurarak Çetinsaya'nın yanlış bilgilendirildiğini açıkladı. Çetinsaya YÖK'de şu an TUBİTAK uzmanları başta olmak üzere devletin tüm uzmanlarının çalışma yaptığını da aktararak YÖK'ün bilgisayar sisteminin yeniden oluşturulduğunu duyurdu. YÖK'deki yolsuzluk dosyalarının "olağan işlemler içindeki konular" olduğunu söyleyen YÖK Başkanı Çetinsaya kamuoyunun ancak Redhack açıkladığı zaman farkına vardığı 60 binden fazla yolsuzluk dosyası kabarıklığının aslında iflas etmiş bir yüksek öğrenim sistemine işaret ettiğine ise hiç değinmedi.

ŞEHİR EFSANESİ HALİNE GETİRİLEN ŞİFRELER

Her bilgisayar kullanıcısının bildiği üzere bir çok internet paltformu şifrelerle girilebilen sistemler sunmakta. Bu şifrelerin kolay tahmin edilebilir şeyler olmaması gerektiği görsel ve yazılı medyanın ana konusu olarak varlığını sürdüre gelmekte. İnternet şifreleri, banka şifreleri, kasa şifreleri hayatın her alanına yayılmış şifreli yaşamın akla gelebilecek her şifresi "bunu da mı bilmiyorsun" uygulaması olarak herkese öğretilmesi gereken bir konu olarak varlığını sürdürmekte. Bir konunun sorumluları gücü elinde bulunduruyorsa insanları korkular içine hapsederek onlar karşısında sorumluluklarını yerine getirememelerinin üzerini örtmeye çalışırlar. Bunun en kolay yolu da yerine getirmedikleri sorumluluklarının ortaya dökülen "kötü" sonuçlarından herkesi suçlayarak kurtulmaya çalışmaktır. Redhack Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesine girdiği zaman Emniyet Müdürlüğü internet sistemine harcanan trilyonların nasıl boşuna harcanmış bir yapı oluşturduğuna da ironik bir gönderme olarak "Emniyetin şifresi 123456" demişti. Elbette bu ironik gönderme içindeki "espriyi" anlamayan devlet görevlileri hemen genelgeler yayınlamış ve şifresi hala "123456" olanların şifresini değiştirmesi gerektiğini ve onlar yüzünden "tehlike altında" olduklarını duyurmuşlardı. Bu şifre meselesi Emniyet içinde idareciler tarafından personele "baskı yapmak" ve onları "zapturap" altına almak için kullanılan bir argüman olmuştu. Sadece emniyet personeline de değil tüm kamu kurumlarında bir "şifre" furyası oluşturulmuş ve kamu kurumlarında bilgisayarla ilişkisi olan herkes "hizaya" çekilmişti. Durumu abartıp personelinin şifresini denetleyen "işinin ehli" yetkili amirler de ortalıkta gururla gezinmişti.

Bu durum aynı şekilde YÖK'de de yaşanmakta. Üniversitelerde bilgisayarla ilişkisi olan her insan Redhack olayından sonra "aman şifren 123456 olmasın" denetimleriyle baskılanmakta. Bir günah keçisi haline getirilen şifre konusu gerçek sorumluluğu olanların bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri için oluşan durumdan kurtulma çabasından başka bir şey olmamakta.

ŞEHİR EFSANESİNİ YIKALIM ŞİFRE BİR ŞEY DEĞİL

Şifreyle ilgili işlem yapılan her alanda şifre sadece bir önlem olarak önem taşır. Şifresi "123456" olanla şifresi en karmaşık kombinasyonlarda olanlar hemen hemen aynı durumdadırlar. En karmaşık kombinasyonlu şifresini insanların ulaşacağı yere koyanla, şifresi 123456 olan arasında temelde bir fark yoktur. İnternet üzerinde şifreli paltformların çokluğu ve şifrelerin "tahmin edilebilir" kolaylıkta olmaması gerektiği bilgisi ilk kez şifreli bir internet hesabı kullanan kişinin bilgisinde olan bir şeydir.

Haberciliğin yaygın olarak kullanılan kara uygulaması olan bir yöntem olarak "'en aptalını, en ilgisizini, en cahilini' ön plana çıkar ki diğerleri kendisini zeki hissetsin" uygulamasının toplum tarafından içselleştirildiğine inananlar buna uygun bir ortalama anlayışa hitap etmek için "aman şifre" açıklamalarıyla kendi sorumluklarından kolayca sıyrılıvermeye çalışmaktadırlar. Şifresi ne olursa olsun eğer halka karşı bir zulmün içindeyse o kişi ve kurumun saklanacağı yer aslında yoktur. Şifresi "Dtxcptr*Mk622yk" olan YÖK kamuoyundan gizlenen yolsuzluk dosyaları açığa çıkınca bu dosyalar hakkında ne gibi toplam işleme yöneleceğini düşünmek ve açıklamak yerine "şifre efsanesine sığınmayı tercih etmiştir. Redhack şifre gerekçesine değil toplam yolsuzluk halinin bir sistem olduğuna işaret etmektedir. YÖK bir yolsuzluklar yumağına sarılmış ve bununla debelenen bir kurumdur. Halktan gizlenen bu durumu Redhack kanıtlarıyla ortaya dökerek yıllardır "üniversiteler ticarethane, öğrenciler müşteri gibi görülüyor" diyen öğrencilerin haklı olduğunu göstermiştir.

Kamu kurumlarında şifrelerin "123456" gibi kolay olmasının yaygın gerçek anlamı aslında kamu kurumlarının "bıkkınlar ve boşvermişler" alanı olduğunun göstergesidir. Bu göstergenin işaret ettiği bıkkınlık bir ay boyunca günde 10 saat çalışıp ay sonunda 740 TL asgari ücret alan işçinin bıkkınlığı gibi dinamilk bir bıkkınlık da değildir. Şifreleri "kolay" olanların çokluğu bir çöküş ve çürümüşlük haline işaret etmektedir. Toplumların, kurumların yaldızlı laflar ve boş böbürlenmeler dışarıda tutularak ne durumda olduğunu belli eden ufak göstergelerinden birisidir. Şurası bir gerçek ki Redhack açıkladığı "123456" şifreleriyle bir gerçeğe işaret etmektedir. Emekçi halka karşı acımasızca işletilen devlet kurumları bir bıkkınlar alanıdır. Devlet tehditle, baskıyla bu bıkkınları kendisi üretmektedir. Sadece kendisiyle ilgilenip başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi için baskılanan, bıkkın ve usanmışların yaygınlığını bir çöküş süreci göstergesi olarak okumalıdır.

ZULMÜ KORUYAN HANGİ ŞİFRE OLURSA OLSUN ONU KIRACAK MUTLAKA ÇIKAR

Karl Marks, Kapital'i yazma sürecinde ekonomi bilimi adına ortada olan birçok teori ve bakış biçiminin şifreleriyla uğraşmıştı. David Ricardo'nun emek eksenli tahlillerini incelerken yanıldığı ve ekonomi bilimi adına onun kapitalistleri korumak için icad ettiği şifrelerini çözmüştü. Ekonomi bilimi adına kapitalizmi koruyan şifreler kırıldığında karşısına "artı-değeri yaratan tek şey insan emeğidir" ve "kapitalizm insan emeğine el konulmasından başka bir şey değildir" sonucuyla karşılaşmış ve kendinden sonra gelen sosyalistlere örnek oluşturarak bu gerçeği hayatın her alanına uygulamış ve bu gerçekle hayatı cehenneme çevrilen emekçiler için yeni bir dünyanın oluşacağına yönelik çalışmıştır. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet" ve buna bağlı her sistem insana düşmandır ve tarihsel olarak yıkılmaya mahkumdur. Böylesi bir özel mülkiyet siteminde insana düşman bencillikler temeldir.

Redhack, YÖK'ü hacklediğinde bir gerçeğe işaret etmiştir. Kapitalizmin ülkemizde kendini "yenileme" iddiası olan AKP eliyle topluma yeni sınırlar çizenler sadece özel mülkiyetin oyuncaklarıdır ve tam bir insani yıkıntı halindedirler. Üniversitelerde verilen öğlen yemeklerini ancak fiyatı 50 kuruş azalınca yiyebilen binlerce öğrencinin durumu ortadayken altına yarım milyonluk lüks araçları öğrencilerinden zorla aldıkları paralarla çekenlerin savunması şifre olabilir mi?

Redhack bir "buz kırıcılık" görevindedir. 1917 Ekim sosyalist devrimini anlatırken kullanılan tanım olarak buz kırıcılık kapitalizme karşı mücadele edenlerin bir işaret ifadesidir. Uzun yıllardır okullarını kapitalizmin zorbalığına, yolsuzluklarına ticarethane haline getirilmesine karşı mücadele eden öğrenciler, öğretim üyeleri haklılar. Bilim adına insani bir hal olması için üniversitelerin ticarethane olmaktan çıkarılması ve YÖK'ten kurtulması gerekmektedir.

FAŞİZME KARŞI KOYUN, İNSANİ YANINIZI KORUYUN

Zonguldak'ta madende, Tuzla'da tersanede, Adana'da tarım alanında işçiler cinayete kurban olmaya devam ediyor. Uzun yıllar mücadele ederek elde ettikleri iş yaşamıyla ilgili hakları ellerinden zorla koparılıyor. Taşeron işçisi olmadan iş bulmanın mümkün olmadığı bir hayat yaratıldı.

Kürtler sadece Kürt oldukları ve bunu ifade ettikleri için hapishanelere dolduruluyor. Barış dendiği ilk günlerde Paris'de üç Kürt kadın siyasetçi katlediliyor.

Yolda yürümek suç sayılıyor, iktidarın yaptıklarını alkışlamamak suç sayılıyor, iktidara kul köle olmamak suç sayılıyor. Ne dediği akılla, hukukla anlaşılmayan davalardan dolayı insanlar hapishanelerde ömür tüketiyor.

Yanında yüzlerce eli silahlı özel koruması olmadan adım atmayan devlet yöneticilerinin hışmıyla yeni uygulamalar ortalığa dökülüyor. Her yeni uygulama emekçilere karşı bir zulm haline dönüşüyor.

Eğitim kurumları 4+4+4 adıyla parçalanarak özel şirketlere peşkeş çekilmeye hazırlanıyor. Gençler okulların dışına atılıyor. Resmi rakamlara göre 4+4+4'ün ilk adımında Liselerden yaklaşık 150 bin öğrenci ayrılmış. Sokaklardalar kimi ucuz iş gücü, kimi çocuk gelin olma yolunda.

Üniversiteler yıkılmış. Redhack bir kez daha gösterdi içten çürüyerek yıkılmış.

Bu ülkede emekçi halka karşı kinle, zulümle iktidar olanların tabelaları hep değişti CHP, DP, AP, Generaller, DYP, ANAP, AKP vb oldu ama emekçi halka yönelik uygulamaları hiç değişmedi. Faşizmin devlet olarak varlığını sürdürdüğü yerde iktidardakilerin bukalemunlaşarak renk, tabela, isim değiştirmesi sadece faşizmin kendi kendini de yiyen bir sistem olmasındandır. Emekçi halk için değişen tek şey faşizme karşı direnişidir. Direnişi ne kadar güçlüyse o kadar insanca yaşama hakkı kazanmaktadır. Faşizme her boyun eğiş insanlıktan çıkıştır. Faşizmin çevresinde öbeklenmiş iktidar yancıları azınlıktır. Çokmuşlar gibi durmaları sadece toplumu etkileyen kurum ve medya araçlarına egemen oluşlarıyla ilgilidir. Redhack'in yaptığı bir buzkırmasıdır. Tıpkı Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya'nın yaptığı gibi "faşizmin her tür zorbalığı değil, sadece emekçi halkın meşruluğu gerçektir." Cesaret mücadelenin ilk adımıdır. Faşizme karşı cesaretle, yapabildiğiniz her yerde karşı koyun, ne olursa olsun, nasıl olursa olsun yıkılacaklar.


REDHACK BUNDAN SONRA NE YAPACAK

Redhack ilk günden bu yana yaptıklarını yapmaya devam edeceğini ilan etmekten çekinmiyor. Topkapı şişecam işçileri, BEDAŞ işçileri işten atılınca ne yapmışsa Redhack da onu yapıyor. Faşizme karşı direnenlerin safında yer alıyor. Basit bir gerçeği ifade ediyor. Bu, Karl Marks'ın yüzelli yıl önce bulup ortaya çıkardığı tarihsel bir gerçek. Kapitalizm devam edebilecek bir sistem değildir. Tarihin yasaları kapitalizmin yıkılacağını ve yerine sosyalizmin kuralacağını gösteriyor. Tarihin yasaları AKP eliyle yapılan yasalar gibi değildir, hiçbir şey ondan kurtulamaz, mutlaktır. Her sosyalist gibi Redhack'de kapitalizmin yıkılış sürecini hızlandırmaya çalışıyor. Kapitalizmin yıkılışı için mücadele etmek insanlığın daha az zulüm görmesinin yegane yoludur. Ya insanlığın acılarına sessiz kalıp kendi sefilliğinde boğulacaksın ya da insan olmanın gereğini yapıp kapitalizme karşı koyacaksın. Sosyalistlerin bu konuda tavrı her zaman açık ve nettir. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız, insanlığın acılarına sessiz kalmayacağız. Sesimizi duyanlar var. Redhack gelecek günlerde mücadelesini büyüterek, geliştirerek sürdürmenin yollarını da yaratıyor. 


   
KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y