Cumartesi Anneleri 406. Haftada Zalimler Yargılanmadan Bizden Kurtulamazsınız

Cumartesi Anneleri, 406. kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi, 2013 yılına başlarken taleplerinin takipçisi olacaklarını belirtti. Bu haftaki oturma eylemine BDP milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Nazmi Gür de katıldı. 

'BABAMIN KATİLLERİ BULUNMADAN BU MEYDANDAN KALKMAYACAĞIM'

Eylemde ilk söz alan 1995'te gözaltında kaybedilen Halil Alpsoy'un oğlu Agit Alpsoy, babası için yazdığı şiiri okudu. Babasının gözaltında kaybedildiğinde daha 40 günlük bebek olduğunu söyleyen Alpsoy, "Ben 40 günlük bebektim babamı devlet kaçırdığında. Şimdi 18 yaşındayım. 18 senedir babamı anneme soruyorum. annem bana tek bir şey söylüyor: 'Senin babanı zalim devlet öldürdü.' Ben bu devletten babamı istiyorum" dedi.

Alpsoy, şöyle devam etti: "Biliyorum babam geri gelmeyecek ama ben babamın katillerini istiyorum. Bugün olmazsa yarın. Yarın elbet bulunacaklar ve işte o zaman hesap soracağım onlara. Babamın katilleri bulunana kadar bu meydanlarda olacağım, kalkmayacağım." 


'BAYRAMLARDA GİDEBİLECEĞİM BİR MEZARI OLSUN İSTİYORUM'

Abdulkerim Yurtseven'in torunu Emrah Yurtseven ise "Dedem gözaltında kaybedildiğinde ben iki yaşındaydım, şimdi 20 yaşlarımdayım. Dedemin bir mezarı olmadığı için gidemiyorum mezarına. Her bayram geldiğinde ağlıyorum mezarına gidemediğim için" diye konuştu. 


'KRALLIĞINDAN VE BAŞBAKANLIĞINDAN BİR ŞEY GÖRMEDİK'

1981'de gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün Kardeşi Muzaffer Yedigöl, meclise seslenerek "Yapacağınız sadece bize kaybettiklerinizin mezarlarını ve faillerini açıklamak" dedi. Yedigöl, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a şöyle seslendi: "Sayın Erdoğan 'Kralım' diyorsunuz. Krallığınızdan da, başbakanlığınızdan da bir şey görmedik. Kaybettiklerinizin mezarlarının ve faillerinin bilgileri kozmik odalarda saklanıyor. Madem kralsınız, başbakansınız bize abilerimizin, ablalarımızın, yakınlarımızın yerini söyleyin. Bu kadar mı zor?"
 
90'lı yılların tanığı olan BDP Van Milletvekili Nazmi Gür ise şöyle konuştu: "28 Aralık'ta Roboskî'deydik. 34 anne, baba tıpkı bizler gibi kucaklarında fotoğraflar çocuklarını mezarı başında andılar. Belki buradaki annelere, kime sorarsanız sorun şunu söyleyecekler: 'Hiç olmazsa Roboskî annelerinin çocuklarının sarılabileceği bir mezar taşı var. Hiç olmazsa Roboskî annelerinin okşayacağı bir toprak parçası vardır. Ya bizim?' Yıllar önce kaybedilen onlarca insan var. Onların kemiklerini bile bilmiyoruz, onların yerlerini bilmiyoruz, onların nerede saklandıklarını bilmiyoruz. Ya onlar için bunların ne kadar acı olduğunu biliyor musunuz?"

Gür, İHD Diyarbakır Şubesi'nin hazırladığı Türkiye toplu mezar haritasının bir utanç haritası olduğunu belirterek, tüm kayıp ve faili meçhul cinayetlerin failinin bilindiğini ancak devletin kara arşivlerinde, tozlu raflarında gizlendiğini söyledi. Gür, "Bir tek yürekli insanın çıkıp onları o tozlu raflardan indirmesi gerekiyor" dedi. 


'TALEPLERİMİZİN TAKİPÇİSİYİZ'

Bu haftaki açıklamayı okuyan İHD üyesi ve Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, "406 haftadır bu meydandan, gözaltına alınarak kaybedilen, akıbeti gizli tutulan sevdiklerimizle ilgili gerçeği öğrenmenin insanlık haklarımız olduğunu, hukuksuzluk üzerine kurulu, adaletsizlik üreten, yargı sistemini, cezasızlık zırhıyla korunan kayıplarımızın faillerini, kayıplarımızın akıbeti açıklanmadan, failleri yargılanmadan, zalimlerin bizden kurtulamayacağını anlatıyoruz. 2013 yılına başlarken sıraladığımız taleplerimizin takipçisi olacağımızı dillendirmek için buradayız" dedi.
 
Ocak, taleplerini şöyle sıraladı: "Zorla kaybetme suçu, Türk Ceza Kanunu'nda insanlığa karşı işlenen suçlar başlığı altında düzenlenmeli, bu suçun yargılanmasında devlet sırrı ve zaman aşımı savunmasına yer verilmemesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Gözaltında kaybetme suçunun faili olan devlet görevlileri üzerindeki cezasızlığa derhal son verilmeli ve evrensel hukuka göre yargılanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Toplu mezarlardan çıkartılmış kemikler üzerinde Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan kimliklendirme çalışması makul süreler içerisinde sonuçlandırılmalıdır. Adli Tıp Kurumu'nun taraflı ve bilimsellikten uzak yapısı, tarafsız, bilimsel ve güvenilir hale getirilmelidir. Toplu mezarlar ve ölüm kuyuları açılması ve incelenmesi sırasında, bugüne kadar uygulanan ve delillerin karartılmasına yol açan ilkel yöntemler terk edilmeli, BM Minnesoto Protokolü çerçevesinde bilimsel esaslara uygun çalışma yapılmalıdır. Devlet kendi işlediği suçları kendi soruşturamaz gerçeğinden hareketle, gözaltında kaybedilenlerin akıbetini araştıracak özel yasayla yetkilendirilmiş bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmalıdır."

"2013 yılının ilk haftasında Hükümete ve Başbakana sesleniyoruz" diyen Ocak, şöyle devam etti: "Taleplerimizi karşılamak sizin görevinizdir; bize karşı sorumluluklarınızı yerine getirin. Kayılarımızın akıbetinin açıklanmasını, faillerinin hak ettikleri cezayı almasını sağlayacak hukukun üstünlüğüne dayanan yargı rejimini kurmak sizin görevinizdir. Yargıyı siyasi hesaplarınızın bir parçası, hukuksuzluğunuzun aracı olmaktan çıkartın."

Maside Ocak, sonraki kuşakların da kayıplar konusunu toplumun hafızasında yaşatmaya devam edeceğini söyledi. (etha)















KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y