Cumartesi Anneleri 423. Haftada: Kayıplarımız Bulunmadan Ne Adalet Ne de Barış!

'Ağar serbest olursa ne barış gelir, ne adalet'

423. kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, Mehmet Ağar'ın serbest bırakılmasına, Musa Çitil'in tutuksuz yargılanmasına tepki gösterdi. Hüsamettin Yaman ve Soner Gül'ün dosyalarını açan insan hakları savunucuları, “Kayıplarımız bulunmadan adalet gelmez” dedi.

Cumartesi Anneleri, 423. kez Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yaparak, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sordu, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Mehmet Ağar'ın serbest bırakılmasına ve Musa Çitil'in tutuklanmamasına tepki gösteren aileler, gerçek barış için kayıpların bulunması gerektiğini vurguladı. Kayıp yakınları, bu hafta 5 Mayıs 1992 yılında kaybedilen Hüsamettin Yaman ve Soner Gül'ün akıbetlerini sordu.

'ÖNCE KEMİKLERİMİZİ VERİN'


Bugünkü oturma eyleminde ilk konuşmayı, 1994 yılında kaybedilen Nihat Aydoğan'ın eşi Halime Aydoğan yaptı. Aydoğan, “Ben artık kimseden eşimi istemiyorum. Onun kemiklerini versinler, başka bir şey istemiyorum. Bu ne vicdansızlıktır. Sizin vicdanınız, peygamberiniz, Allah'ınız yok. Bir de Mehmet Ağar'ı serbest bıraktılar. Artık yeter. Bir de barış yapacaklarmış. Önce kemiklerimizi verin, ondan sonra barıştan bahsedin” dedi.

12 Eylül döneminde kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl de, 1 Mayıs'ta yaşanan polis şiddetini lanetlediğini söyledi. 4 Mayıs'ın aynı zamanda Dersim katliamının yıl dönümü olduğunu hatırlatan Yedigöl, kendi tarihiyle yüzleşmeyen, katliamlar yapan, kayıpları bulmayan devletin barışı da sağlayamayacağını söyledi.

Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak'ın kardeşi Ali Ocak, “18 yıldır adalet arıyoruz. Bize adalet gelmedi ama Mehmet Ağar serbest bırakıldı. Ağar'ın peşini bırakmayacağız” dedi. Toplumsal hafızayı silmek için 1 Mayıs'ta emekçilere saldırı düzenlendiğini vurgulayan Ocak, “77 1 Mayıs'ının da kayıpların faillerini bulmak için de mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç da, “Devlet Ağar'ı ödüllendirdi. Biz de Ağar'a annelerin lanetini, gözyaşını gönderiyoruz. Hakettiği cezayı bulması için elimizden geleni yapacağız, peşini bırakmayacağız” dedi.

Hüsamettin Yaman'ın abisi Feyyaz Yaman da, adalet için sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. “Devlet olmanın gereği evrensel hukuk kurallarını uygulamaktan geçer” diyen Yaman, “Buradaki insanların taleplerini karşılamayan, adalet sağlamayan, hukuk kurallarını uygulamayan devlet devlet olamaz” dedi. “Sayısız operasyonlar yaptığını itiraf eden Mehmet Ağar, 'Hüsamettin Yaman'ı ben öldürdüm' diyen Ayhan Çarkın gibi devletin köpekleri ortada dolaşırsa, devlet devlet olamaz zaten. Onun için 1 Mayıs'ta azgınca saldırdılar. Kimsenin hakkını aramasını istemiyorlar, korkularından saldırıyorlar” diye konuştu.

'SUÇLULAR HALEN KORUNUYOR'


Bugünkü basın açıklamasını, Meltem Selvi okudu. Üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül'ün 5 Mayıs 1992 yılında İstanbul Fındıkzade'de gözaltına alınakak kaybedildiklerini hatırlatan Selvi, cinayetin Ayhan Çarkın tarafından itiraf edildiğini söyledi. Dönemin idarecilerinin ve polis şeflerinin aradan geçen 21 yıl boyunca hep terfi ettirildiklerini vurgulayan Selvi, “Hüsamettin ve Soner'in akıbetini 21 yıldır gizleyen devlet, kaybedenleri korumaya bugün de devam ediyor. Evlatlarımızı kaybedenler/katledenler yargılanmıyor, yargılanmaları kaçınılmaz olduğunda da ceza almamaları sağlanıyor” dedi. Selvi, buna ilişkin olarak da son bir hafta içerisinde Mehmet Ağar'ın serbest bırakılmasını ve Mardin'de birçok işkence ve kayıp suçunu işleyen şimdiki Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil'in tutuklanmamasına örnek gösterdi. Meltem Selvi, şöyle konuştu:

'DİKTATÖRLERE ÖZENENLERLE NASIL BARIŞACAĞIZ?'


“17 yaşındaki çocuklarımızı 1 Mayıs'a katıldıkları için düşmanlaştıran, yaşamlarına kast eden yöneticiler görev başındakyen kendimizi nasıl güvende hissedeceğiz? 'Muktedirim, iktidarım, ben ne desem o olur' dayatması demokrasilerde değil, diktatörlüklerde olur. Dektatörlere özenenlerle nasıl barışacağız? Barış istiyoruz! Soner'i ve Hüsamettin'i istiyoruz! Bu toprakların evlatları için özgür, eşit, adil, insan onurunun dokunulmaz olduğu gelecek istiyoruz! Barışın içinin boşaltılmasına, bu sürecin muktedirlerin kibrine yenik düşmesine izin vermeyeceğiz. Bunu başarabiliriz, çünkü gücümüzü meşrutiyetimizden alıyoruz. Çünkü, gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz.”

Kayıp yakınları, haftaya 424. kez buluşmak üzere eylemlerini bitirdi. (etha)


(Fotoğraflar: Ömür Eğribel)

































KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y