Hey Tekstil İşçilerine Taksim´de Polis Saldırısı ve Okutulmayan Basın Açıklaması!

1 Mayıs’ta Taksim’in yasaklanmasını inşaata bağlayanlar 1 Mayıs'taki saldırganlıklarını sürdürüyorlar. Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’ni eylemlere kapattığını açıklayarak emekçilere her alanı yasaklamaya adım atanlar bugün de 449 gündür direnen Hey Tekstil işçilerinin Dilan için olan yürüyüşüne saldırdılar.

Bugün Dersimlilerin ve KESK’in eylemlerine "yürürseniz saldırırız" diyerek engel olan AKP polisi, her hafta olduğu gibi bu hafta da saat 18:00'da buluşan Hey Tekstil direnişindeki işçilere saldırdı. Hey Tekstil işçilerinin eylemi, bu hafta Hey Tekstil direnişçisi Ali Ekber Alp'in kızı Dilan Alp için düzenleniyordu.
 
Polisin Öldürmek Kastıyla Yaraladığı Dilan için Yürümek İsteyen Hey Tekstil İşçilerine Saldırı

Saat 18.00’den itibaren her hafta olduğu gibi Taksim Tramvay Durağı önünde toplanmaya başlayan direnişçi işçilerin önü İstiklal Caddesi önünde kesildi. Yaklaşık 200 civarında polisin İstiklal Caddesi girişi önüne TOMA'larla barikat kurarak İstiklal Caddesi girişini kapatması bir çok kişiyi engelledi. Polisin basın açıklaması yapmak için Taksim'den Galatasaray'a yürümek isteyen direnişçi işçilere yönelik tavrı sadece saldırganlık oldu.



Hakları için 449 gündür direnen Hey Tekstil işçileri bu yol kesmenin kanunsuzca olduğunu ve yollarının açılması gerektiğini bildirmelerine rağmen polisin kanunsuzca keyfi bir kararla kurduğu barikat kaldırılmadı. Polisin toplantı gösteri ve yürüyüşleri konusundaki hak gaspına sessiz kalmayan direnişçi işçiler polis barikatına yüklenerek barikatın kaldırılmasını istediler. İşçilerin barikata yüklenmesiyle birlikte polis hiçbir uyarıda bulunmadan işçilere TOMA'lardan tazyikli suyla saldırdı ve ardından da işçilere fiili saldırıya geçti. Polisin işçilere saldırısı Taksim meydanı boyunca sürdü. Direnişçi işçiler Taksim Meydanı boyunca gasp edilen yürüyüş hakları için direndi ve polis baskısına teslim olmadı. Resmi polislerin joplarla, sivil polislerin tekme ve yumruklarla yaptığı saldırı sonucu işçiler Gümüşsuyu Caddesine çekilmek zorunda kaldılar.

Polisin saldırısında direnişçi işçilere yönelik fiili saldırıda işçileri yaralamaya çalıştığı görüldü. Yaralanan bir kısım işçiyi arkadaşları alandan uzaklaştırdı.

Polis saldırısı ve direniş boyunca işçiler "Marjinal değil işçiyiz, Dilan bizim kızımız!", "Katil polis hesap verecek!", "Katil devlet hesap verecek" "Taksim yasaklanamaz" "Taksim 1 Mayıs Alanıdır" "Yaşasın 1 Mayıs" " Taksim işçilerindir bırakılamaz" "Polis defol bu sokaklar bizim!" sloganlarını haykırdılar. Çevrede toplananlara da saldırgan biçimde davranan polis saldırısını lanetleyen insanları da tehdit etti. Taksim Meydanı'nda direnişçi işçiler vardı ve polis saldırganlığına direndiler.

Direnişteki Hey Tekstil işçilerinin polis saldırmasaydı okuyacağı basın açıklamasının tamamı:
 
"MARJİNAL DEĞİL İŞÇİYİZ. DİLAN BİZİM KIZIMIZ
HAK VERİLMEZ ALINIR 1 MAYIS TAKSİM'DE KUTLANIR


Bizler dile kolay 449 gündür karda, kışta, ayazda, fabrikamızın önünde çadırımızda haklarımız için direnen Hey Tekstil işçileri dünyanın her yerinde kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda, 1 Mayıs Alanı'na çıkmak, haklı davamızı duyurmak istedik.

Gaz bombalarıyla, gaz mermileriyle, tazyikli boyalı suyla, küfürle hakaretle acımasız bir zulümle karşılaştık. Meydanımızı bize çok gördüler. Haklı davamızdan korktular.

Meydanımıza çukur açmışlar. Biz "düşmeyelim" diye bize yasaklamışlar. Ama biz biliyoruz; amaçları, bizi meydanımızda açtıkları rant çukurundan korumak değildi.
 
Amaçları bizim sesimizi, hakları için direnen emekçilerin sesini boğmaktı.

Çukurdan bizi korudukları yalan.

Kendi zenginliklerini, uşağı oldukları patronların bizden gasp ederek sağladığı servetlerini koruyorlardı.

Zulümleri bununla bitmedi.

Bir arkadaşımızın kızını, hepimizin kızını, 17 yaşındaki filizimizi, DİLAN'ımızı başından vurdular. Kanı toprağa aktı, bizim içimiz yandı.

Dilan bizim kızımızdır. 15 Aydır direnen babasının, bizlerin ekmek davasını savunmak için 1 Mayıs alanında idi. Dilan 15 aydır evine ekmek götüremeyen, bunun için direnen bir işçinin, bizim kızımızdır.

Babasının, emeğin davasını sahiplenmesinden, işçi bayramına gitmesinden daha normal ne olabilir.

Devletin valisinden bu kadar yalanı beklemezdik.

Kızımıza marjinal diyen, molotoflu terörist diyen valiye sesleniyoruz:

İstanbul senin gibi vali az görmüştür. Marjinal sensin. Devletin valisi her saat bu kadar yalan söylemez.

Yaşı 19 dedin yaşı 17'dir


Elindeki molotof dedin. Yalandır, elindeki senin ciğer dağlayan biber gazından korunmak için sirkedir.

Bu millet ve biz senin yalanlarına kanmayız.
 
İşimiz, emeğimiz, haklarımız ve çocuklarımızın geleceği için direniyoruz. Alın terimiz için 449 gündür mücadele ediyoruz. Zulüm iktidarı AKP, direnmeyi mücadele etmeyi, baş kaldırmayı terör olarak görüyor, direnen işçileri emekçileri terörist ilan ediyor.

Biz Hey Tekstil işçileri haklarımızı almak için, devletin çeşitli kurumlarıyla defalarca görüştük. Yetmedi meclise gittik. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'la Süleyman Çelebi'yle görüştük. Hırsız Hey Tekstil patronları Aynur Bektaş ve Süreyya Bektaş'a aile dostumuz diyerek hitap ederlerken söz konusu bizim çalınan haklarımız olunca "elimizden bir şey gelmez" gibi ifadeler kullanmaktadırlar.

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak grup toplantısında Hey Tekstil işçilerinin çalınan haklarını kamuoyuna duyuruken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu karşısında çıktığımızda bizi "bir grup tekstil işçisi" olarak ifade etmiş, hey tekstil ismini kullanmamıştır. Çünkü CHP ile Hey Tekstil patronlarının arasındaki ilişki sadece ale dostluğu değil, aynı zamanda ticari ilişkilere dayanmaktadır.
 
BDP Milletvekili Sebahat Tuncel aracılığıyla 6 Şubat 2013'te çalışma Bakanı Faruk Çelik ile görüştük. Kendilerini kamuoyuna iflas etmiş gibi göstermeye çalışan hırsız Hey Tekstil patronları Aynur ve Süreyya Bektaş'ın tespit edebildiğimiz mal varlığının listesini dosyalar halinde kendisine verdik. 6 Şubat'ta bu olayı en kısa zamanda çözeceğini söyleyen bakan Çelik dün arkadaşımız Ali Ekber Alp'i arayarak direnişteki Hey Tekstil işçilerinden olmadığını söylüyor. Gerekçe olarak da direnişe başladığımız 9 Şubat 2012'den önce işten çıkarıldığını gösteriyor. Oysa biraz önce bahsettiğimiz görüşmeler yapılırken Ali Ekber Alp zaman zaman görüşme komitesinde dahi yer almış ve bizimle birlikte direnişi sürdürmektedir.

Bakan Çelik'in arkadaşımız Ali Ekber Alp'e yönelik söylemlerinin nedeni çok açıktır. Ali Ekber Alp bugün sadece Hey Tekstil direnişçisi değildir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü bizlerce işçi, emekçi, öğrenci gibi Taksim Meydanı'nda kutlamak isterken, poisin vahşice saldırısına maruz kalan 17 yaşındaki kardeşimiz Dilan Alp'in babasıdır. Polisin yakın mesafeden attığı biber gazı bombaları nedeniyle beyin travması geçiren ve hala yoğun bakımda olan Dilan Alp için İstanbul Valisi önce marjinal grup, yasa dışı örgüt üyesi gibi açıklamalarda bulunmuş, daha sonra bu gruplar tarafından kandırılmış şeklinde ifadeler kullanmıştır. Bu ülkede hak arayan, yolsuzluklara, anti demokratik yaptırımlara karşı koyan insanları terörist, marjinal grup, hasta, kandırılmış şeklinde lanse etmek artık devlet politikası haline gelmiştir.

Yalanlara ayak oyunlarına yenilmeyeceğiz. Haklarımızı almadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Baskılara ve zulme boyun eğmeyeceğiz. Dilan Alp ve yaralı emekçi arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız.

Yaşasın Sınıf Dayanışması
Yaşasın Hey Tekstil Direnişimiz.

Direnişteki Hey Tekstil İşçileri






KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y