Katil, Dolandırıcı Hayri Kozakçıoğlu İntihar Etti!

Hayri Kozakçıoğlu evinde kendisini kilitlediği odasında kalbine sıktığı tek kurşunla intihar etti. Kozakçıoğu'nun intihar sonucu mu yoksa kirli karanlık işlerinin sonucu bir cinayetle mi öldüğü yanıtlanması gereken soru olarak ortada duracak.

Görev yaptığı her alanda adı cinayetler, yargısız infazlar, işkence, gözaltında kayıp, köy yakmalar ve zulümle anılan Hayri Kozakçıoğlu karanlık bir kişilikti. Var olan mal varlığı ve zenginliğinin kaynağı meçhul olan Hayri Kozakçıoğlu devlet kaynaklarını da dolandırmakla suçlanmış ancak zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından korunmuştu. Kurdukları suç şebekesi içinde Mehmet Ağar ve Ünal Erkan'la birlikte anılan Hayri Kozakçıoğlu bu çete içindeki menfaat çatışmasında parasal olarak karlı çıkanlardandı. Oluşturulabilecek bir "hakikatleri araştırma komisyonu"nda ilk sorgulanacakların başında gelen Hayri Kozakçıoğlu eli kanlı katil ve dolandırıcı olarak anılacaktır. Ölümü ardından sakladığı suç dosyalarının yeni çatışmalara ve olaylara da sebebiyet vermesi süpriz olmayacaktır. 

Faili meçhul cinayetlerden sorumlu, gözaltında kayıpların ve Kürdlerin eli kanlı katilidir.

Ağırlıklı olarak dolandırıcılıklarının işlendiği hayat öyküsü:

Hayri Kozakçıoğlu, 1938 Alaşehir doğumlu. Kenan Evren'le hemşehri. Babadan kalan 12 dönümlük üzüm bağlarından epeyce gelir sağlıyor. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. 1978'de Erzurum Valisi, ardından İstanbul Emniyet Müdürü oldu. Adana ve Sakarya Valisi olduktan sonra adını 1987'de, ‘‘Süper Vali’’ olarak Olağanüstü Hal Bölge Valisi'yken duyurdu. Bu görevden sonra 1991'te İstanbul Valiliği'ne atanarak ödüllendirildi.

1959 yılında Sabire Hanım'la evlendi. Meral, Faika ve Ferhan adında üç çocuk babası. Biricik oğlu Ferhan, çapkınlıklarıyla ünlendi. 1990 yılında, Hayri Kozakçıoğlu'nun Akatlar Peker Sokak'taki lüks dairesinde şarkıcı Eda Eren ve manken kardeşi Filiz Aker kiracıydı. Ferhan ile Eda'nın aşkı magazin basınında sıkça yer aldı. O dönem Mecidiyeköy'de çiçekçi dükkanı işlettiği söylense de Ferhan Kozakçıoğlu'nun ne iş yaptığı hep sır kaldı. Ta ki 1999 yılına kadar. Ferhan Kozakçıoğlu, başlangıçtaki yatırım bedeli 300 bin dolar olan Dryman Kuru Temizleme mağazasını açtı. Görkemli açılış, basında yer aldı.

YATIRIMLARI İSTANBUL'DA

Kozakçıoğlu, sekiz ili kapsayan Olağanüstü Hal Valisi. PKK ile çatışmalar bütün hızıyla devam ediyor. Kozakçıoğlu çifti, Olağanüstü Hal illerindeki devlet törenlerine birlikte katılıyor. Sabire Hanım'ın sol ayak bileğindeki altın halhal, objektiflere takılıyor. Bu halhal, Süper Vali'inin eşi olarak gittiği İstanbul'da, gösterişli hayatının ilk ipucu oluyor.

1990 Ağustosu. İstanbul Sarıyer'in Çamtepe mevkii. Müteahhit firma Mesam'ın yaptırdığı, Karadeniz ve Boğaz'ı gören lüks villalar. Mesam'ın sahibi Metin Kaya Çağlayan, Turgut Özal'ın hemşehrisi, Malatyaspor Başkanı ve Mekan Yatakları'nın da sahibi. ‘‘25 yıllık arkadaşım’’ dediği Kozakçıoğlu'na, villalardan birini 1988 sonunda 187 milyon liraya sattığını iddia ediyor. Boğaziçi İmar Müdürü Erdoğan Yıldız ise villanın değerinin 1,5 milyardan başladığını söylüyor. TURYAP ise 2 ile 8 milyar arasında değiştiğini. Çağlayan, villayı henüz bitiremediği için Kozakçıoğlu'na mahçup olduğunu, Büyükşehir Belediyesi'nin yıkım kararı yüzünden gecikme olduğunu söylüyor.

Kozakçıoğlu'nun villasının çevre düzenlemesi yapıladursun, Akatlar ve Ulus'ta iki lüks dairesi de dikkat çekiyor. Müderris Rüştübey Sokak'taki dairenin kapısındaki korumalar, Sabire Kozakçıoğlu'nun güvenliğini sağlıyor. Akatlar'daki dairede ise oğlu ile şarkıcı sevgilisi birlikte yaşıyor.

Kozakçıoğlu çiftinin Yalova'da, Ceylankent Tatil Sitesi'nde de 1988 Ağustosu'nda 100 milyona aldıkları bir daireleri var. Daireyi satan, yıldızı Özal'la parlayan Ağa Ceylan.

HESABINDAKİ MÜLTECİ PARASI

Yıl 1993 Eylül'ü. Gazetelerin manşetlerinde Hayri Kozakçıoğlu. Milliyet gazetesi sürmanşetten soruyor: ‘‘Bu 7 milyar ne!’’

Süper Valilik'teki 2 milyarlık Birleşmiş Milletler fonunu, İstanbul'a gelirken özel hesabına aktarmakla suçlanıyor. Kozakçıoğlu, ‘‘Valilik hesabında. Diyarbakır'a geri gitti. Vakıflar bankası Sirkeci Şubesi'nde hesabım yok’’ diyor. Ama şubedeki hesaplarında toplam 7 milyar lirası olduğu ortaya çıkıyor. Üstelik bu beş ayrı hesaptaki paranın aynı tarihlerde ve hep bir aylık vadeyle yatırıldığı saptanıyor.

Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu sonraki yıllarda DYP'de biraraya gelseler de ‘‘Hesaptaki para’’ yüzünden epey kavga ediyorlar. Hayri Kozakçıoğlu, hakkındaki haberlere karşılık iki klasör dolusu belgeyle basın toplantısı yapıyor, ‘‘Erkan ve Ağar'ın komplosu’’ diyor. Mehmet Ağar'ın İstanbul'daki görevinden alınmasını kendisine bağladığını, Ünal Erkan'ın da gözünü kendisinin koltuğuna diktiği için ‘‘Çeşitli organizasyonlara girdiklerini’’ söylüyor. Kozakçıoğlu açıklamasının devamında ‘‘Amaç, Köşk'ü yıpratmak’’ diyor.

Bütün bu toz duman arasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel devreye giriyor. İlksan'da olduğu gibi taraf oluyor ve duruma el koyuyor ve Hürriyet gazetesine açıklama yapıyor. ‘‘Bu insanı savunmak benim için vicdan borcudur. Ben bu işe karışırım ve kelle koltukta çalışan bu insanı korurum’’ diyor. Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar da Kozakçıoğlu'na destek veriyor. ‘‘Kozakçıoğlu için zimmetli veya zimmetsiz suçlamaların kenarından bile bahsedilmesi haksızlıktır.’’

Fonun özel hesaptan çıkması, Birleşmiş Milletler'i de karıştırıyor. Yine de Köşk'ten aldığı destekle ve Vakıfbank tarafından incelenen hesaplarda ‘‘suiistimal yok’’ denmesiyle görevinde kalan Kozakçıoğlu rahatlıyor. Basına bir açıklama yapıyor: ‘‘Bütün amacım devletin parasını en iyi şekilde değerlendirmek. Bir kuruşu bile cebime girmedi. Benim 7-8 milyarım olsa niye 18 milyon liraya çalışayım?’’

Bu arada İçişleri eski Bakanı İsmet Sezgin Hürriyet'in sorusu üzerine şunları söylüyor: ‘‘Bu paralar kendi paraları değil ki. Örtülü ödenekten gönderilen, İstanbul'daki terör ve anarşiyle mücadelede kullanılan paralar bunlar. Vali bunu söyleyemez mi?’’

Dönemin eski İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli de bu özel hesap işine karışıyor. Kozakçıoğlu Kalemli'yi telefonla arıyor ve ‘‘Hatırladınız mı sayın Bakan? Ben sizin talimatınızla o parayı İstanbul'a götürmüştüm’’ diyor. Kalemli ise yaptığı basın toplantısında Kozakçıoğlu'na şu cevabı verdiğini söylüyor: ‘‘Nereden hatırlayayım? O dönemde böyle bir şey olmadı.’’

KIZININ SARAY DÜĞÜNÜ

Kozakçıoğlu'nun banka hesabı olayından bir yıl önce, küçük kızı Faika için Çırağan Oteli'nde yaptığı düğün de basını epey meşgul etmişti. Kozakçıoğlu, düğün masraflarını damat tarafının ödeyeceğini söyledi. ‘‘Valinin kızı olduğu için bu düğünden herhangi bir kar sağlanmayacak. İndirimli tarife uygulanacak.’’ Damat, bugünlerde çok meşhur olan tekstilci Selçuk Alan'dı.

Derken aradan yıllar geçti. Sular duruldu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, 1 Kasım 1995 yılında görevinden istifa etti. Çünkü DYP'den milletvekili adayı olacaktı. Mehmet Ağar ve Ünal Erkan da Kozakçıoğlu'yla aynı anda istifa edip DYP saflarına katılmaya karar vermişlerdi bile. Kozakçıoğlu, Ağar ve Erkan'ın Güneydoğu'da çalışmalarının ödülü olarak milletvekili dokunulmazlığı verilmişti. Kozakçıoğlu'nun damat skandalıyla ilgili yaptığı basın toplantısında Hüseyin Kocadağ için ‘‘Bir kahramandır’’ demesi, Susurluk kazası olmasaydı Kocadağ'ın da DYP'den milletveki olacağı iddialarını doğruluyor.

Kimseden çekmedi damattan çektiği kadar

DYP Genel başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, Reşitpaşa-Değirmentepe'deki lüks villanın kendisinin değil, Selçuk Alan'la evli olan büyük kızı Faika Alan'ın olduğunu söyledi.

Faika ile Selçuk Alan'ın ortak olduğu Çuha Tekstil, hiçbir tekstil derneğine ve birliğine kayıtlı gözükmüyor. Damadın, aralarında Akın Tekstil'in de bulunduğu birçok firmayı dolandırdığı belirtiliyor.

Damatla Faika Kozakçıoğlu'nun aralarının bir süredir açık olduğu, damadın Silivri'deki villasında kaldığı söyleniyor.

Damat bu kez Silivri'deki villasında, manken Rana Yörük'e tecavüze yeltenmek iddiasıyla tutuklandı. 18 yıl hapsi istendi.

Kozakçıoğlu, yaptığı basın toplantısında damadını savundu. Rana Yörük'ün evli bir erkekle hangi amaç için villaya gittiğini gazetecilere sordu.

Balinacı Abdurrahman Yakupreisoğlu, Kozakçıoğlu'nun kızıyla damadının hayali ihracat ve haksız KDV alımında çok büyük işler çevirdiğini söyledi.

Deprem bile düğünü engellemedi

Prof. Dr. Ümit Özekici, Siirt'te çok sevilen bir ailenin oğlu. Babası Prof. Dr. Hacı Mustafa Özekici, Siirt'te uzun yıllar hekimlik, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde de Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanlığı da yaptı. Oğul Ümit Özekici, yine kendisi gibi bir doktorla evliydi. Ta ki Dr. Meral Kozakçıoğlu ile karşılaşıncaya dek. Pakize Tarzi Polikliniği'nde çalışıyorlardı. İlk görüşte aşk başladı. Ümit Bey eşinden boşandı.

Meral ve Ümit Özekici çifti, 17 Ağustos 1999 gecesi Moda Deniz Kulübü'nde evlendiler. Ancak bu görkemli düğünü, Türkiye'yi sarsan Gölcük depremi bile erteleyemedi. Kamuoyu bu düğüne tepki duydu.

Ümit-Meral çifti, bu gönül hikayesi dışında başka işlere karışmadı. Damat, Güneydoğu geleneklerine düşkün. Kayınpederinin siyasi ve ticari ilişkilerinin kendisine sağlayacağı nimetleri reddettiği, yakın çevresinde iyi biliniyor. (odatv.com)

KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y