KIZIL DAYANIŞMA: Direniş İçin Yeni Yöntemler!

Faşizmin saldırıları da direniş de sürüyor.

1 Mayıs 2013'de Taksim'in "çukura düşülür" gerekçesiyle yasaklanmasıyla başlayan süreç faşizme karşı aktif savunmaya dönüşerek devam ediyor. 1 Mayıs'ta yasaklanan Taksim Meydanı 1 Ay sonra faşizme karşı direnenlerce resmi giysili polislerden temzilenerek özgürleştirildi ve İstanbul Valisi dışında da kimse "çukura" düşmedi. O günden sonra yaşanalar ise faşizme karşı direnişin daha güçlenerek devam etmesi oldu. Sokaklar, meydanlar faşizmin halkı bölmek için yarattığı yapay ayrımları açığa çıkardı. Faşizme karşı mücadele edenler için bu ayrımların sadece kısa bir sürede halledilebileceği bir kez daha görüldü. Direnişe katılanların devletin saldırganlığı karşısında savunmada olmaları ve faşizme karşı durmaktaki deneyimsizlikleri eylemlerin farklı biçimlere yönelmesinde bir adım geriye çekilmeyi beraberinde getirdi. Sokalarda faşizmin saldırıları karşısında barikatlar kurup direnenler devletin saldırıları karşısında geri adım atıp direnişi farklı bir biçime dönüştürdüler. Haziran'ın ilk günlerindeki barikatların oluşturulduğu dönemde yapılsa kimsenin dikkat etmeyeceği "duranadam, durankadın" eylemi faşizmin saldırıları karşısında barikatların yıkıldığı yerde önemli bir direniş biçimi oldu.

FAŞİZME KARŞI DİRENİŞ YÖNTEMLERİ

Faşizmin çizdiği toplumsal egemenlik sınırı neresiyse o sınıra karşı durmak faşizme karşı direniş biçimini belirler. Dünyanın en acımasız faşist devletlerinden olan Türkiye'deki saldırganlık politikaları karşısında direniş deneyimi az ve donanımı zayıf halkın direniş yöntemleri de buna uygun olmakta. Direnişin barikatlar kurmaktan bir adım geriye çekilip duranadam ve değişik parklarda forumlar düzenlenmesine yönelinmesi "direnişin dinlenmesi" ve kendini yeniden toparlaması olarak değerlendirilmelidir. Faşizme karşı direnişin tek bir yöntemi veya biçimi yoktur. Aksine faşizme karşı direniş uzun soluklu bir mücadele süreci ve sayılamayacak kadar çok direniş yöntemine ihtiyaç duyar. Direnişin yöntemlerinin geliştirilmesi ise mücadele alanlarının ihtiyaçlarına yanıt verebilmekle mümkündür.

Örgütlü mücadele olmadan direnişin mümkün olmadığı bilinince devletin sistem muhaliflerine ve sosyalistlerin zayıfta olsa var olan örgütlenmelerine saldırmasının nedeni ortaya çıkar. Direnişin daima örgütlenmeyle ayakta olacağı ve güçleneceği temel bir kriterdir. Direniş örgütlenme biçimlerinde sayısız olanaklar da doğurmuştur. Semtlerde oluşturulan forum alanları örgütlenme açısından önemli örneklerdir. Mücadelenin ihtiyaçlarının görüşülüp neler yapılabileceğinin tartışıldığı bu alanlar halkın direniş örgütlenmesinin yaratılmasıdır. Direniş örgütlenmesi direniş yöntemlerince belirginleşmektedir. Direniş Yöntemlerinde yeni biçimler daha çok gündeme gelecektir ve gelmelidir.

1- Sistemin duvar yazılarına yönelik "alerjisine" karşı her yerde her durumda duvar yazıları devam ettirilmelidir. Taksim'de devletin yaptığı ilk iş direnişçiler daha Gezi Parkı'ndayken duvar yazılarını silmek ve pankartları toplamak olmuştur. Duvar yazıları bir egemenlik alanı ilanı olarak görülmekte ve faşizmin egemenliğine saldırı niteliği taşımaktadır.

2- Duranadam, durankadın eylemini sadece meydanlarda değil işyerlerinde çalışırken, otoyollarda araçlarla, okullarda, hayatın her alanında uygulamak mümkündür.

3- Her dernek, parti binası, park alanı, meydan, sokak birer forum alanı haline getirilebilir. Direnişe evlerinden "tencere tava" çalarak katılanların da sürece daha aktif katılmaları sağlanabilir.

4- Direnişin yarattığı dayanışma ruhunu geliştirecek her yöntem denenmelidir. Toplumsal mücadele içinde bulunan her yer ve alan direnişin parçası yapılmalı ve grev, direniş çadırları kuran işçilerle, kentsel dönüşüm mağdurlarıyla vb dayanışma güçlendirilmelidir.

5- Faşizmin saldırganlık yöntemleri çoğalacaktır bu yöntemlere karşı pasif savunmadan tekrar aktif savunmaya geçilebileceği gözönünde tutulup buna hazırlıklı olunmalı ve aktif savunma yöntemleri yaygınlaştırılmalıdır. (Direniş alanlarında bir kaç sapanlı kişinin olması bile orada polis saldırganlığını dizginleyebilmektedir)

6- Her yerin direniş alanı olması için gösterilecek çabaların halkta karşılığı vardır. Devletin içinde ciddi bir yorgunluk ve bıkkınlık yaşandığı sürekli görülmekte ve AKP çevresindenki korku her an hissedilmektedir. Direnişi her alana yaymak direnişi hızlıca bir adım ileri sıçratabilecektir.

DİRENİŞİN ETKİSİNİ YAYMAK

Direnişe katılanlar uzun yıllardır sosyalistlerin, devrimcilerin anlattığı devlet şiddeti gerçeğiyle birebir karşılaşmıştır. Devletin süreklileşen saldırganlığı karşısında direnişe katılanların geri adım atmaya yönelmesi halkın direniş geleneğine katılımının zayıflığı olarak görülmelidir. Bu zayıf halin bir anda ortadan kalkması nasıl mümkün değilse artık direnişe uzak durmak da o kadar imkansız hale gelmiştir. Halkın direnişe katılımının yeni yol ve yöntemlerini üretmek sosyalistlere devrimcilere düşmektedir. Devletin yapacakları, yapabilecekleri ve bunlara nasıl karşı konulacağı konusunda bilgi birikimine sahip olan tek kesim onlardır. Sosyalistlerin ve devrimcilerin her çabasının direnişi kalıcı hale getirmek ve daha da güçlendirecek çalışmalara yönelmesi tek seçenektir. Faşizme karşı direniş faşizmin yalancılığını, sahtekarlığını ve saldırganlığını halkın gözünde daha çok açığa çıkarmıştır. Faşizme karşı direnişi sendika sultası altında kalıp sessizleşen işçi sınıfı içinde de yaygınlaştırmak gereklidir. Direniş 1 Mayıs 2013'de başlamış ve bu güne kadar güçlenerek devam etmiştir. Direnişin ve faşizmin saldırılarının kaderini belrlemek için emekçi halkın elinde bir güç birikmiştir. Bu gücün kullanılmasının yöntemlerini bulmak ve uygulamak herkesin görevidir. Direnişe ya katılınır ya da düşman olunur. Direnişe katılanları çoğaltmak ve daha aktif bir direniş oluşturmak için sokaklar devrimcileri ve sosyalistleri çağırmaktadır. 

 
KIZIL DAYANIŞMA


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y