KIZIL DAYANIŞMA: Direnişçilere Çağrı

Dün Taksim'de yine faşizmin polis saldırganlığı vardı. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nda toplanan yüz binlerce kişiye, polis “uyarı” yapma gereği duymadan defalarca saldırdı. Saldırı bütün gün ve gece sürdü, sayılamayacak kadar çok ses bombası, plastik mermi, tazyikli su, gaz bombasına rağmen direniş bitmedi. Çok sayıda insan yaralandı, ölüm olmaması direnişçilerin saldırılara karşı koyuşuyla mümkün oldu. Vali’nin ve hükümet yetkililerinin medya "öyle değil böyle kullanılır" şeklindeki yalanlarla örülü “saldırmayacağız” açıklamalarıyla birlikte saldırılar sürdü. Gezi Parkı polis saldırılarına ve devletin her türlü yok etme girişimine rağmen terk edilmedi.

Faşizm yeniden "düşük yoğunluklu yasadışı davranma sürecine" geçirildi.

Faşizm zulmünü ve talanını keyfince uygulamak için önüne gelen herkese, her şeye top yekün saldırıya geçti. Bakanlar Kurulu toplantısında kararlar alındı ve saldırganlık buradan koordine edildi. Devlet "düşük yoğunluklu yasadışı davranma sürecine" geçirildi. Faşizmin kendi koyduğu yasa ve kuralları hiçe sayışını genelleştirip "olağanlaştırma" süreci başlatıldı. Faşist devlet "yanımda mısın?" sorusuna evet demeyen herkesi artık her tür keyfi saldırganlık hedefi sayacağını ilan etti. Adliye içinde avukatlar polisce darp edilerek gözaltına alındı ve bu durum "olağan" sayılsın dendi. Medyanın her kanalı iktidarın dedikleri dışında her şeye gözünü meşreplerine göre kapadı. Direnişçilerin baskısıyla direnişe yönelik "yatıştırıcı ve direnişi baltalayıcı" yayınlara başlayabilen medya yeniden "derin suskunluğuna" döndü. Ekonomik verilerin hızla derin bir ekonomik kriz uyarısı vermesine rağmen ekonominin aktörleri suskunlaşmayı tercih etti. Sokaklara çıkan halka karşı sürekli suç işleyen polise yönelik tek bir yaptırım girişimi olmadı. Polis, Taksim'de halkın pankartlarını ve asılan bayrağı yırtıp Atatürk Kültür Merkezi’ne kendisine ait iki devasa Türk bayrağı ve Mustafa Kemal resmi astı. Bunlar asılırken çevik kuvvet polisleri “vatan sana canım feda” sloganı attı. Devlet saldırganlıkta yasadışı davranmaya devam edeceğini ve faşizmi sürdüreceğini halka rağmen ilan etti.

Direniş Sürüyor

Devletin yeni saldırganlık yöntemleri geliştirdiği ve direnişçilerin buna yönelik örgütlü mücadeleyi güçlendirmesi gerektiği ilk andan itibaren görülüyordu. Direniş devletin yeni saldırganlık yöntemine karşı yeni savunma biçimlerine geçmekte zorlansa da buna yönelik hareketlenmeler de ortaya çıktı. Daha önce hiç olmadığı kadar avukatlar ülkenin her yerinde ayağa kalktı ve sokaklarda adliyelerde polis saldırganlığını ve devletin yasadışı uygulamalarını protesto etti, etmeye de devam edeceklerini ilan ettiler.

Sokalarda direnenler devletin saldırganlığını kırmak için daha örgütlü bir direnişin gerekli olduğunu ve bunun yapılabilir olduğunu bir kez daha yaşadılar.

Faşizmin saldırganlığı ekonomik, siyasi, sosyal her yönden köşeye sıkışmışlığından bu kadar pervasızdır. İçinden çıkılmaz bir sorunlar yumağı ortada durmakta ve faşist devlet bunun içinde debelenmektedir. Sistemin bu sorunlar yumağından kurtulmak için kendi içinde üreteceği farklı alternatifleri çok zayıftır. O yüzden halkın sorunlara el koyup faşizmi yıkması gerçek bir seçenek olarak kendini göstermeye başlamıştır.

Direniş şu an Taksim Gezi Parkı'nda, İstanbul'un pek çok semtinde ve sayısız şehirde devam etmektedir. Sosyalistlerin, devrimcilerin, komünistlerin örgütlü olduğu her yer ve alan direnişe öncülük etmekte ve uzun soluklu direnişi ayakta tutarak faşizmin saldırganlığını dizginlemektedir. Bu daha çok örgütlenmek gerektiğini ve faşizmi ancak örgütlü halkın geriletip yıkaabileceğini, bir kez daha göstermiştir.

Direnişçilere Çağrı

Sokalardaki mücadeleyi geliştirmenin yolları aranmalıdır. Her yeri direniş alanı yapmak için her yöntem denenmelidir. Bir sokakta duvara direnişi yazmaktan fabrikalarda üretimi yavaşlatmaya kadar direnişi her alana yaymak gereklidir. 


Direniş uzun soluklu bir mücadeledir. Bazen geri çekilir bazen ileri atılır. Önemli olan faşizme karşı direnişi süreklileştirmektir. Her tür devlet işleyişinin ve kapitalist parababalarının çıkarının faşizmin çarkını döndürmekten başka bir şey olmadığını bilerek davranmak gerekmektedir. Faşizme karşı tüketici boykotları, üretim engellemeleri yaratılmalıdır. 

Direnişin tek bir ruhu vardır o da gerçeklerdir. Faşizmin direniş boyunca yalancı yönü daha çok açığa çıkmıştır. Direniş gerçekle yaşar gerçekle büyür. Gerçekleri ortaya çıkarmak ve daha çok insana ulaştırmak direniş için hayati önemdedir. Zulme boyun eğip faşizmin dediklerini yapanlar gerçeklerle ne kadar sık karşılaşırlarsa o kadar faşizmin tahakkümünden koparlar.

Her yerde örgütlenin. Mahallelerde, işyerlerinde, okullarda, direniş alanında faşizmin saldırılarına karşı durulması gereken her yerde örgütlenin. Örgütlenmek karmaşık ve zor bir şey değildir. Bir polis saldırısıyla karşılaşan insanların orada birbirleriyle neler yapabileceklerini konuşarak organize bir biçimde davranması örgütlenmektir. Tek olarak veya bir grupla geldiğiniz direniş alanlarında yeniden örgütlenenin. Direniş alanları yeniden örgütlenebilenlerle kazanılan yerler olur. Sistemin dayattığı yapay ayrımlardan sıyrılın direniş dayanışmadır, direniş dayanışmanın örgütlenebilmesidir. 

Direniş alanlarına daha çok daha kalabalık olarak direniş alanlarına. Bu ülkede hayatı direnişe katılanlar yaratıyorlar ve onlar ülkenin kaderini belirlemelidir. Faşizmin kendinden başka hiçbir şeye değer vermeyen saldırganlarına ve yöneticilerine karşı direnişi güçlendirelim.


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y