KIZIL DAYANIŞMA: Erdoğan´ın Korkusu ve Direnişin Gücü!

AKP Kurmayları ve AKP ile çıkar ilişkisinde olanlar çok korkmuşlar ve hala çok korkmaya devam ediyorlar. Direnişin karşısında devletin ilk tepkisi her yerde polisiyle saldırmak oldu. Ülkenin pek çok şehri kimyasal gazlarla zehirlendi. Kimyasal gazdan etkilenmeyen insanın kalmaması sağlandı. İnsanlar kimyasal gaz saldırısına karşı koydu ve devletin uzun yıllar içinde inşa ettiği korku duvarı yıkıldı. Korku duvarı yıkılınca ortaya devletin farklı araçları sokulmaya başlandı. Bir yanda AKP'nin ağlama ve pişman olma sorumlusu Bülent Arınç girdi, diğer yandan provokatif yayınlar ortalığa yayılmaya başlandı. Direnen halka karşı yeni saldırganlık politikaları devreye sokuldu.

AKP ve faşist devlet korkunun yapıştığı adres oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan insanların sokaklara çıkıp evlere girmediği ve "istifa" sesleri arasında "kaçtığı" Arap ülkeleri ziyaretinden geri döndüğünde hava alanında yaptığı konuşmada temel olarak korkusunu anlattı. Aynı şekilde Erdoağn'ı karşılayanlar da korktuklarını hem de çok korktuklarını gösterdiler. 


AKP'NİN VE ERDOĞAN'IN KORKULARI

1- Erdoğan ziyaretlerin de muhataplarının "bunlar gelip geçer" dediğini ve kendisini teskin ettiğini söyledi. Bir ülke başbakanına bu sözleri söylemek için muhatabına "iltica etsem ne yaparsınız" mealli sorular sorması lazım. Erdoğan'ın Arap ülkeleri ziyareti "kendini kurtarma arayışına" da dönüşmüş. Erdoğan bunu yaptığı konuşmada anlatırken korkusunun ne halde olduğu ortaya çıkmaktadır. Korkan hem de çok korkan başbakanın ayakta kalmak için her tür saldırganlığı deneyeceği görülmektedir.

2- Başbakan konuşmasında her şeye hakim olduğuna sürekli vurgu yaparken direnişçiler karşısında AKP'den daha çok "korkan" ve "çapulculardan" yana olduğunu açıklayan Garanti Bankası Genel Müdürü'nü tehdit ederek asıl kendisinden korkması gerektiğini ilan etti. AKP'nin şefi yanında "büyük sadakatle" yer alamayan herkese savaş açacağını bu şekilde ilan etti.

3- AKP'nin büyük çaba sarf ederek Havaalanına toplamaya çalıştığı insanlar büyük korkular içinde olduklarını her seferinde gösterdiler. AKP iktidarının nimetlerinden yararlananlar "zenginleşmenin" emaresi olan trafik sıkışıklığıyla doluştukları hava alanında Başbakan Erdoğan'dan korkularını yatıştırmasını beklediler. Erdoğan'ın her söylediğini korkularının yatışması için birer "hikmet" saydılar ve korkuları yatıştıkça "Taksim'e katliam seferine" çıkmak istediklerini söylediler.

4- Talan ve yağmadan nimetlenenler sadece kendi sefil çıkarını düşünür. AKP Kurmayları ve AKP'nin yağmasından nimetlenenler Erdoğan'ın etrafında "kenetlenerek" kendilerini kurtarma derdine düşmüşlerdir. Erdoğan'da yağmadan nasiplendirdiklerine "her olasılığa hazır olun" denecek bir konuşma yapmıştır. Siyasi "deha" olarak tanımlanan Erdoğan'ın siyasi "çiğliği" ve halk düşmanı yüzü yeniden ortalığa yayılmıştır.

5- Korkan Erdoğan ve AKP kurmaylarıyla yağmacı tayfası devletin olanaklarını kullanmakta artık daha da zorlanacaktır. Direnişçileri darp etmek için peşlerinden koşarken yüksek bir yerden düşerek hayatını kaybeden polisin adını Taksim Gezi Alanı'nda bir caddeye veren direnişçilerin birleştiriciliğiyle AKP ve Erdoğan'ın saldırganlığı arasındaki davranış farkı kinin ve korkunun sahiplerini ortaya çıkarmaktadır.

6- Korku yer değiştirmiştir halk artık devletin saldırganlığından ölümleri de göze alarak korkmamaktadır. Sokaklara çıkanlar hedeflerine ulaşıncaya kadar sokaklarda kalmaya karalılardır. AKP ise iktidarda dağılmamak için yağmacı tayfasının korkularıyla yönetilmeye adım atmıştır.

7- AKP ve devlet yıkılma korkularının baskın olduğu yönetim biçimine geçmiştir. Saldırganlıkta yeni yol ve yöntemler "icad" etmeye çalışmaktadırlar. "Sosyal medya atağı" denerek sosyal medyada taraftarlarınca ve elbette devlet görevlilerince yeni manüplatif, saldırgan davranış yoluna girmişlerdir. Sokaklarda daha çok "sivil görevli provokasyonu" devreye sokulmuştur. Devlet daha çok saldıracaktır. AKP ve devletin yağmacılık korkusu insanların hayatlarına kast etmek üzere bir saldırı harekatındadır.

DİRENİŞİ ÖRGÜTLEMEYE

Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarına göre direnişe karşı devletin saldırganlığı yeni yöntemlerle arttırılacaktır. Direnişin her alanda daha örgütlü olması sağlanmalı ve direniş alanlarına gelenlerin uzun soluklu mücadeleye hazır olmaları sağlanmalıdır.

Direnişin "masumiyeti" var oluşuyladır. Direnişin masumiyetini korumak direnişi sürdürmekle mümkün olur. Direnişi sürdürmek için ise yeni direniş mevzileri edinilmeli ve direniş alanları örgütlenme alanları haline getirilmelidir.

Daha güçlü bir direniş faşizmin saldırganlığını kıracak ve yıpratacaktır. Faşizme karşı duruşun yolları zenginleştirilmeli ve sokaklardan devletin saldırganlığı daha çok yıkılmalıdır. Direniş alanları faşizme karşı koyuşun alanları olduğu gibi faşizmin etkinliğinin bulunduğu alanların da ele geçirilme alanları olmalıdır.

Her yeri direniş alanı yapmak AKP'nin içinde kan dökmek de dahil olan saldırganlık yöntemlerini geriletecektir. Direniş hayatın her alanındadır. Çalışılan işyerinde, evde, sosyal medyada, okulda, kırda, köyde, kentte her neredeyseniz orasını direniş alanı haline getirmeniz bu ülkede kanlı sultanlar sistemi faşizmi geriletecektir. Daha özgür bir ülkeyi ancak direnenler hak eder ve yaratır. Kanlı elleriyle iktidarda duranların faşizmi ancak yağmacı çetelerin işine gelir. Faşizme karşı direniş her yerde her an ve devamlıdır. 80 Yıllık faşist devlet geleneği adım adım mücadeleyle geriletilip daha özgür bir ülke yaratılabilir bu elimizdedir. Yapalım.


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y