Ahmet Metin: Direnişte; Müslümanlar, Sendikalar, Çarşı, Redhack

Taksim Direnişi sürerken
Filistin'de de direniş sürüyordu
Pusula
Ahmet Metin
KızılDayanısma

Direniş ve ortaya çıkan gerçekler -4-
 

Direniş örgütlenme biçimlerinin farklı özelliklerini de belirginleştirdi. Faşizmin egemen olduğu ülkelerde örgütsüz kalmanın emekçiler ve ezilenler için felaket olduğu dünya tarihinde yaşanan bir çok örnekle ortada durmakta. Faşizme karşı mücadelede emekçilerin ve faşizmden zarar görenlerin örgütlenmesinde her yolun denenmesi sıklıkla bahsedilip anlatılmıştır. İtalya Mussolini faşizmi altındayken devrimciler emekçilere örgütsüz kalmak yerine tek açık kalan "faşist sendikalarda" örgütlenmek gerektiğini anlatırlardı. Taksim'de başlayan direniş örgütlü mücadele içinde olanların da sınanmasını sağladı. Örgütlü mücadele içinde olanlar Taksim'de başlayan direnişte sosyalistler dışında epey geri kaldılar ve iddialı duruşlarına uygun davranamadılar. Örgütsüz gibi duranlar ancak dağınık tipte örgütlü olanlar ise daha da güçlü bir mücadele hattına çıktılar. Direniş dağınık tipte taraftarlık temelli gruplaşmaların örgütlenmeye yönelmesi gerektiğine işaret etti.

DİRENİŞ VE SENDİKALAR

Direnişin ilk günlerinden itibaren özellikle DİSK ve KESK yönetici temsilcilikleri düzeyinde de olsa direnişe katkı sundu. Direnişe katılan üyeleriyle yaşadıkları kopukluk ve iddia edilen düzeyde örgütlü olmadıkları direniş içinde yaşanarak görüldü. Direnişe yönetici temsilcilikleriyle aktif olarak katılırlarken üyelerini harekete geçirmede ve direnişe aktif katmakta beceriksizce davrandılar. Direniş ilerledikçe yaşanan gelişmelere göre tavır almaya çalışan KESK, DİSK gibi sendikalar ve odalar Taksim'e polisin tekrar saldırısında ilan ettikleri genel grevi ise tam bir yasak savma biçiminde yaşadılar ve üyelerine de o şekilde yaşattılar. Direniş süreci içinde var olan örgütlü üyelerini harekete geçiremeyen sendikalara üyelerinin de "karşı konulmaz" bir taleple gitmediği de yaşanan gelişmelerde görüldü. Örneğin metal işkolunda direnişin yaşandığı günlerde süren toplu iş görüşmelerini direnişe aktif katılım için kullanmak ve toplu iş sözleşmelerinde daha güçlü bir pozisyon almak yerine alel acele Türk-iş'e bağlı Türk Metal İş sendikasının patronlarla imzaladığı toplu iş sözleşmesini imzalamayı tercih ettiler. Metal işçilerinin fabrikalar içinde veya önünde yaptığı yürüyüş ve protestoları direnişe bir türlü uyumlu hale getiremediler.

TÜRK-İŞ Direniş karşısında tam bir ortada görünmeme tavrı üretti. Direnişle ilgili üyelerine hükümetin tehditlerini üstü kapalı duyurdu ve direnişe destek verecek üyelerinin işten atılabileceğini yaygınlaştırmayı tercih etti. İktidarın sendikası ve sendikacısı olmayı tercih etti. Türk-İş yönetimine muhalif olup Türk-İş içinde yer alan Sendikal Güç Birliği Platformu (SGBP) üyesi sendikalar ise direnişe temsilcilik düzeyinde katıldılar ancak bu katılımları başta Hava-İş olmak üzere sadece kendi sorunlarını duyurmak kapsamıyla sınırlı kaldı. Direnişe en son katkıları ise SGBP üyesi sendika yöneticilerinin 40 kişilik bir grup olarak Taksim Meydanı'nda "duranadam" eylemi yapmaları oldu. Sendikaların üyeleriyle kopukluğu ve "12 Eylül sendikacılığından" bir türlü kurtulamayışları direnişe katkılarını sadece temsilcilik düzeyinde yapmalarına yol açtı.

HAK-İŞ ve MEMUR-SEN Direniş karşısında kurulmaları ve işleyişlerinin temel gerekçesi olan AKP iktidarına her şartta kul olmaya uygun davrandılar ve direnişe yönelik düşmanca tutum aldılar.

Direniş içinde Türk Tabipler Birliği (TTB) Türkiye Mimarlar Mühendisler Odası (TMMOB) aktif biçimde yer aldı ve üyelerinin de bu direnişe katılması için önemli çaba harcadılar.

Direnişe destek veren, vermeye çalışan sendikalar var olan durumlarını görme şansı yakaladılar. Her tür iddialı duruşlarını destekleyecek üye desteğinden yoksun oldukları bir kez daha görüldü. Üyeleriyle sadece çıkar ve durum ilişkisiyle idare eden sendikalar üyelerine yönelik örgütlenme faaliyetlerine girmediği sürece güçsüz ve etkisiz kalmaya mahkum olduklarını bir kez daha yaşadılar. İşyerlerinde örgütsüz olan işçilerin de sendikaları zorlayacak ve onları harekete geçirecek gücünün olmadığı da direniş içinde anlaşıldı. İşçilerin her işyerinde "işyeri işçi komiteleri" oluşturmaları ve bu birim örgütlenmeleriyle her şeyi yapabilecekleri ve yaptırabilecekleri bir kez daha gündeme geldi ve işçi sınıfının aslında örgütsüzlüğün acısını yaşadığı bir kez daha görüldü.

DİRENİŞ İÇİNDE SOSYALİSTLER DIŞINDA YER ALAN SİYASİ GRUPLAR

Direniş içinde sosyalistlerin önemli katkısı olduğu her geçen gün daha çok görülmekte. Sosyalizm iddiasında olan her grup direnişe her yerde yapabileceği azami katkıyla katılıp direnişin daha uzun soluklu olmasını ve ayakta durmasını sağladılar. Direnişe katılıp katkı yapanlar içinde antikapitalist müslümanlar ve devrimci müslümanlar dikkat çekiciydi. Savundukları görüşleriyle direniş alanında bulunan Müslümalar direnişe yönelik devletin oluşturmaya çalıştığı "din düşmanları" algısının yıkılmasında önemli bir rol üstlendiler. Taksim Gezi Meydanı'nda kılınan Cuma namazlarıyla direnişin birleştiriciliğini açık ve net biçimde gösterdiler. Direnişe katılabiledikleri her güçleriyle katkı yaparak savunularındaki samimiyeti de gösterdiler. Faşizmin sahte din pazarlamacılığının etkisinin kırılmasına küçümsenmeyecek katkı sağladılar.

Direnişe katılan anarşist gruplarda güçleri oranında direnişi güçlendirdiler. Direniş içinde yer alan sosyalistlere karşı olmaktan başka bir özelliği olmayan postanarşist görünümlü devletçilerden kurtulmaya yöneldikleri ve faşizme karşı direnişin bir parçası olmak için de çabaladıkları direnişin her anında görüldü. Faşizme karşı direnişin uzun soluklu yürüyüşünde biz de yola çıktık mesajı vermek açısından anarşistlerin antikomünizmi kendisine ilke edinmiş postanarşistlerden kurtulması açısından bu direniş önemli katkı sağladı.

Direniş içinde yer alan farklı siyasi eğilimden olanlar çoğunlukla bireysel katkılar olarak tanımlanabilir. Grupsal veya siyasi temsilcilik düzeyinde varlıkları yoktur. Örneğin CHP direniş alanı içinde yer alan bir çok üyesi olmasına rağmen direnişe kurumsal destekte bulunmamaya özen göstermiş ve Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le direniş hakkında neler konuştuğunu ve direniş süresince neden sessizliği sürdürmeye özen gösterdiğini sorgulamalıdırlar. CHP'nin direnişin ilk günlerinde direniş alanında 20 milletvekilimiz duracak deyişi bir kaç gün içinde milletvekillerinin kişisel insiyatifi haline gelen bir yola girmiş ve direniş ilerledikçe CHP sessiz izleyişe geçmiştir. Elbette CHP'lilerin partilerinden bağımsız direnişe katkıları çok olmuş ve bu konuda da direniş süresince alanlarda olmaya özen göstermişlerdir.

Direnişe katılan, katkı sunan herkes direnişin dönüştürücü ve insanı geliştiren yanıyla sistemin uzun yıllardır sürdürdüğü ayrımcılığı ve dayattığı her şeyi yeniden sorgulama şansını yakalamaktadırlar. Lice için yapılan yürüşe bayraklarıyla katılanların bundan bir ay önce Lice için pek de parmaklarını oynatmayacakları bilinince direnişin dönüştürücülüğünün hızı faşizme karşı mücadelenin de insani gücünü göstermektedir.

ÇARŞI REDHACK

Direnişe önemli katılım sağlayan ve katkı sunanların başında Beşiktaş Çarşı grubu gelmektedir. Çarşı grubunun uzun yıllardır futbalun "uyutma aracı" olması yerine uyandırma aracı olabileceğine yönelik yaptığı girişimler onun direnişe katılımındaki aktivitesini yükseltmiştir. Hemen her 1 Mayıs'a katılan, Van Depremi'nde depremzedelerle dayanışmak için
Van'a giden ve futbol maçlarında özel gösteriler düzenleyen Çarşı direnişe ilk günden itibaren önemli katkılar sunmuştur. Başta kendi semti Beşiktaş olmak üzere her yerde taraftarları çığ gibi büyümüş ve Beşiktaş'ta oluşturdukları Taksim yürüyüş kolu yola çıktığının kat kat üstünde kalabalıklarla Taksim'e ulaşmıştır. Maçlarda kullanılan sloganların gündeme uygulanması ve katılıma açık oluşları Çarşı grubunu özel dikkate değer hale getirmiştir. Futbolun sadece bir oyun olmadığı hayatın parçası olduğu bir kez daha Çarşı tarafından gösterilmiş ve faşizmin saldırganlığı karşısında durmak gerektiğinin ifadesi olmuşlardır.

Beşiktaş Çarşı gibi diğer futbol klüplerinin taraftar grupları da direnişe büyük katkılar sunmuşlardır. Fenrbahçe taraftarlarının Anadolu'dan Taksim'e yönelik yürüyüşleri ve İstanbul Anadolu yakasını hemen her gün ayakta tutuşları direnişin önemli gücü olmuştur. Galatasaray taraftarları, Eskişehirspor taraftarları, Bursaspor taraftarları, Trabzonspor, Mersinidmanyurdu, Adanademirspor vb taraftarları güçleri oranında direnişe katkı sunmuş ve halka yönelik arttırılan faşist saldırlar karşısında sesiz kalmayacaklarını ifade etmişlerdir. Futbol sadece bir oyun değildir hayatın kendisidir ve hayatın kendisiyle ilgili olanlar faşizme karşı koymanın da yoluna çıkmışlardır.

REDHACK, direnişin ilk anından itibaren üyeleri, taraftarları ve sempatizanlarıyla direnişe azami katkıyı sunmaya çalışmışlardır. Faşizme karşı direnişin farklı örgütlenme biçimlerini yaratarak oluşacağına örnek oluşturmuşlar ve tıpkı çarşı gibi direnişin güvenilir sözcülerinden, dediğine güvenilen kurumlarından olmuşlardır. Direniş süresinde sosyal medyadaki takipçileri bir kaç kat artmış ve Redhack'in direnişe yönelik uyarıları ve söyledikleri dikkate alınmıştır.

Redhack
artık bir hacker grubu olarak tanımlanmaktan çok uzaktır. Redhack'i devrimci mücadelenin sadece hacker grubu olmaktan daha fazla olmaya iten şartlara uyum gösterme emareleri sürekli kendini daha çok göstermektedir. Sözcülerinin katıldığı her radyo, TV programının milyon izleyiciye ulaşması veya direniş alanları ve forumlarında RED! belgeselinin direniş belgeseli olarak gösterilmesinin olağanlaşması bunun göstergesidir. Redhack Level3 diye başladığı sokakları hackliyoruz sözünün üstünden günler geçmeden direnişin ortaya çıkması ve sokakların hacklenmesi sürdürdüğü cesaretli eylemlerinin sonuçlarındandır. Redhack'in her söyleşisinde tekrarladığı "Biz korkmuyoruz, Erdal Eren 17 yaşında darağacına giderken korkmamıştı biz nasıl korkalım" deyişi cesaretin yaygınlaşmasında önemli katkı sağlamış ve direnişin faşizmin inşa ettiği korku duvarını çatlatmasına olanak sağlayan verilerden biri olmuştur.

Redhack devrimci sosyalist oluşuyla faşizme karşı direnişin örgütlü mücadeleden geçtiğini sıklıkla vurgulamaktadır. Örgütlü mücadelenin nasıl oluşması gerektiği deneyimlerle belirlendiği gibi yeni oluşan şartlarla da belirginleşmektedir. Bu şartları anlamak ve faşizme karşı direnişi kalıcı hale getirip faşizmin saltanatını yıkmak mümkündür. Bunu yapmak için ise mücadeleyi devam ettirmek ve kitlelerin deneyimleriyle işaret ettiği örgütlenme seçeneklerini hayata geçirmek gerekmektedir.

Direniş bir sonra ne olacağının düşünüldüğü adımlarla yürür. Bir sonra ne olmalı, nasıl olmalı sorularına yanıtları aramak ve bunlara göre mücadeleyi geliştirmek için direniş içinde oluşan dayanakların görülmesi ve direnişi daha güçlü hale getirmek direnişin önceliğidir.


Ahmet Metin: Faşizme Karşı Direnişte Devrimci Sosyalistler

Ahmet Metin: Direniş ve Mustafa Kemal´in Askerlerinden Davulcu Vedat´ın Askerlerine

Ahmet Metin: Direniş ve Ortaya Çıkan Gerçekler -1- 

KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y