Ahmet Metin: Faşizme Karşı Direnişte Devrimci Sosyalistler

Ethem Sarısülük "Reyhanlı'da patlatılan bombaya"
karşı düzenlenen protesto gösterilerindeyken
Pusula 
Ahmet Metin
KızılDayanısma

Direniş ve ortaya çıkan gerçekler -3-

Direniş sürdükçe sistem içi çatışmalarda sistemin şu veya bu unsuruna taraf oldukları için direnişe katılanlar daha çok açığa çıkmakta. Yıllarca söylenen yalanlar nasıl direniş içinde kısa zamanda ortaya çıkıp geçersiz hale geliyorsa aynı şekilde direnişe faşizmin iç çatışmalarında bir faşist grubun veya kapitalizmi savunanların tarafı olarak katılanlar da açığa çıkıyor.

Faşizm ve faşist devlet mekanizması dinmek bilmez bir çıkar çatışmasıdır. Egemenlerin dinmek bilmeyen bu çatışmalarda kullandıkları yöntemlerin de kuralları yoktur. Gücü yeten yetene kıyasıya bir itiş kakış yaşanır. Bu itiş kakışta olanlar halkın direnişini de kendi çıkarları için kullanmak isterler ve bunu da sürekli denerler. Taksim'de başlayıp yayılan ve hala devam eden direnişte bunu denemişler ancak direniş sürdükçe bu girişimleri açığa çıkmıştır. Sistem içi çatışmayı direniş alanında kullanmak isteyenlerin soluğu faşizme karşı direniş içinde kalmaya yetmemektedir.

Faşizme karşı direnişi sisteme karşı direniş olarak görüp sistemin değişmesi gerektiğini söyleyenlerin gücü ise bu direnişte artmış umutları çoğalmıştır.

FAŞİZME KARŞI DİRENİŞE SİSTEMİ DEĞİŞTİRME HEDEFİYLE KATILANLAR

Faşizm, kapitalizmin siyasi egemenlik araçlarından birisidir. Türkiye 90 yıllık tarihinin 80 yılında faşist devlet biçimiyle yönetilmiştir ve hala da faşist devlet biçimi egemendir. Faşist devlet biçiminin sistem sorunu olduğu ve ancak halk direnişiyle yıkılabileceği dünyadaki faşizm deneyimlerinden de çıkan sonuçtur. 1950'lerde sosyalistleri işkenceli sorgulara tabi tutan devlet görevlilerinin "bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz" demesi nasıl sadece o devlet görevlilerinin kendilerini tek ve mutlak değişmez olarak görmesiyse ve ne kadar saçmaysa, faşizmin sistemin "akıllanarak" değişeceğini sanmak da o kadar anlamsızdır. Faşizme karşı onu yıkacak bir halk hareketi oluşmadığı sürece faşizmin yıkılmasını ve bitmesini beklemek hayaldir. Faşizm yeni kılıklara yeni biçimlere bürünebilir ancak keyfi yönetim ve baskıcılığı aynı kalır. 80 Yıllık faşist devlet tarihi içinde bir çok farklı uygulamalar, anlayışlarla kendini pazarlamaya çalışmış ancak keyfi baskıcı özü ve finans kapitalin en gerici en saldırgan iktidarı olma özelliğini yitirmemiştir. Faşist devlet içinde devlet yönetiminde etkin olmanın tek yolu faşist devletin istekleri doğrultusunda faaliyette bulunmaktır. 80 Yıllık tarihi içinde iktidara gelen her parti faşist devletin emri altında onu güçlendirmek için var olmuştur. AKP'de bu geleneğin son faşist temsilcilerinden biridir.

Faşizme karşı uzun yıllardır karşı koyanlar ilk andan itibaren Taksim'de başlayan direnişe katılmış ve katkı sunmuşlardır. Devrimciler, sosyalistler, komünistler direnişe yapabilecekleri katkıyı en üst seviyede yapmak için güçleri oranında her yerde katılmışlar ve katılmaya da devam etmektedirler. Faşizme karşı mücadele tarihlerindeki bilgi ve deneyim birikimlerini direnişe yansıtmaya gayret etmişler ve direnişin diri kalmasını sağlamışlardır.

Direnişin ilk anlarından bu yana hemen her alanda olan devrimcilerin ve sosyalistlerin en büyük sorunu "güçsüzlükleri" olmuştur. Kendini devrimci, sosyalist olarak tanımlayan her grup bilgi ve deneyim birikimleri çerçevesinde direnişe olumlu katkılar sunmuş ve savundukları ideolojilerine uygun davranmışlardır. Direnişe yönelik devletin ayrıştırıcı "marjinal gruplar" söylemiyle birlikte başlayan "gözaltı vb" saldırılarında da direnişe katkı sunacak şekilde davranmayı başarmışlar ve direnişin güçlenmesi için her unsurunu harekete sevk etmekten çekinmemişlerdir. Devrimcilerin sosyalistlerin "güçlerinin" yetersizliği ve reel zayıflıklarıyla, örgütlenmedeki yetersizlikleri en büyük handikapları olmuştur.

Direnişin içinde hareket eden kitleleri devletin saldırganlığı karşısında deneyimleriyle korumakta başarılı olmuş ve devletin katliamlarla insanları kırmaya yönelmesini engelleyebilmişlerdir. Direnişin kısa süreli bir "kırma dökme ve tepkisel anlık karşı çıkış" olma emarelerini görüp uzun soluklu bir mücadeleye dönüşmesini sağlamak için yöntemler geliştirmişler ve bunda da başarılı olunarak direnişin meşruiyetinin daha geniş kesimler içinde kabul görmesini sağlamışlardır.

Direniş süresinde devletin devrimcilere sosyalistlere yönelik saldırgan dili ve gerekçelerini boşa çıkaracak yöntemler geliştirilmiş ve bu yöntemlerde de azımsanmayacak yenilikler yaratılmıştır. Devlet ve elbette "solculuk" adına devlet diliyle konuşanlar direnişin ilk anlarında itibaren devrimcilere, sosyalistlere saldırmışlardır. Bu saldırganlıklar direniş devam ettiği sürece anlamsız hale gelmiş ve direnişe katılanlar devrimcilere sosyalistlere sahip çıkmışlardır. Ethem Sarısülük bunun en önemli örneğidir. Devrimci sosyalist Ethem'i direnişe katılan herkes sahiplenmiş ve devletin, devlet yandaşlarının dışlamaya çalıştığı sosyalistler uzun yıllar sonra geniş halk kesimlerince fiili olarak sahiplenilmiştir. Devrimciler ve sosyalistler direniş devam ettikçe güçsüzlükleri ve örgütlenmedeki yetersizliklerinin acısını daha çok hissetmekte ve bu konuda neler yapmaları gerektiğini gündemlerine taşımaktadırlar. Faşizme karşı direnişin uzun soluklu mücadele olduğu gerçeğini iyi bilen devrimciler, sosyalistler buna uygun yeni örgütlenme yöntemlerini hayata geçirmek zorunda olduklarını bilmektedirler.

Direniş devrimciler ve sosyalistler için haklılığın daha çok ortaya çıkması olduğu kadar daha geniş kesimlerce de kabul edilebilir olmanın ve daha güçlü olmanın yol ve yöntemlerinin de sorgulanması olmaktadır. Örgütlü mücadelenin yöntemleri direnişin taşındığı her platformun ana konusu olmaya başlamıştır. Parklardaki forumların ana konusu artık insanların nasıl örgütlenebileceği etrafında dönmektedir. Direnişin tartışıldığı her yerde ana soru nasıl örgütlenileceği üzerindedir. Direniş geniş kesimler için faşizme karşı örgütlenmek zorunda olunduğunun da somutlaşmasını sağlamıştır.

Faşizme karşı direniş pasif direniş biçimine dönüşmüş ancak bu durum her an farklı bir biçime evrilme potansiyeli de taşımaktadır. Direnişin taleplerini ifade etmek için denediği her yöntem ve girişim devleti rahatsız etmekte ve devletin bildiği tek yöntem olan saldırganlığı ise daha geniş kesimler için "kabul edilemez" sınırları zorlar hale gelmektedir. Direnişin devlet saldırganlığına karşı pasif savunmadan aktif savunmaya geçmesi sadece bir zaman sorunu olarak görünmektedir.

Direnişi daha örgütlü hale getirip faşizmi geriletecek yeni yol ve yöntemleri geliştirmek devrimcilerin sosyalistlerin tarihi sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmek için yeterli güç birikimine sahip olmamak bir gerekçe oluşturmamalı ve devrimciler sosyalistler daha pratik örgütlenme yöntemlerini denemelidir. 1905 Devrimi sürecinde Lenin'in parti örgütlerine yolladığı genelgesinde "elimizdeki silahları Çarlığa karşı çıkacak herkese dağıtalım ve onların partili olması veya sosyalist olmaları gibi önsel şartlara da gerek yoktur. Çarlığa karşı savaşacağına inandığımız herkesle birlikte hareket edelim" demesi sosyalistlerin direniş sürecinde hatırlaması gereken en önemli ilkedir.

Devrimciler ve sosyalistler parti, dernek vb binalarını yayın, donanım olanaklarını vb direnişe katılan, katılacak herkese sonuna kadar açmalıdır. Direnişin yeni odakları yaratılmalıdır.



Ahmet Metin: Direniş ve Mustafa Kemal´in Askerlerinden Davulcu Vedat´ın Askerlerine

Ahmet Metin: Direniş ve Ortaya Çıkan Gerçekler -1-

KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y