Ahmet Metin: Faşizme Karşı Tek Yol Direniş

Pusula 
Ahmet Metin
KızılDayanısma

Faşizmin Tekrar Yaratmaya Çalıştığı Sessizliğe mahkum olmayın

Başladığı günden bu yana faşizme karşı bir savunma mücadelesi olan Gezi direnişi savunma direnişi olmaya devam ediyor. Devlet Gezi direnişine yönelik saldırganlığına yeni enstrümanlarla devam ediyor. Gezi direnişine katılanlara yönelik "hukuk" daha çok devreye sokuluyor ve hükümetin emir kulu olan savcılıklar mahkemeler devletin faşist saldırganlığına devam ediyor. Binlerce insanı içine alacak Gezi davaları hazırlanıyor, yine binlerce insanı içine alacak Gezi direnişine katılanlara ekonomik cezaların yağdırılacağı "yasal kılıfına uydurulmuş" gözdağı operasyonları devreye sokuluyor. Devlet yanında olanları toparlayıp karşısında olanları yıldırmanın yeni yollarını deniyor.

Devletin Gezi direnişi ile başlayıp devam eden süreçte devreye soktuğu her saldırganlık dirençle karşılaştı bundan sonra da dirençle karşılaşacağı görülüyor. Faşizmin "korku kültürünün" eskisi kadar etkili olmadığı ve yıkıldığı kesimlerde bu saldırganlıklar artık boş bir tehditten öte gidemiyor. O yüzden de devlet yıldıramıyacaklarını "cezalandırmaya" devam edeceğini ilan ediyor.

Devletin Saldırganlığının ilk hedefi olan örgütlü kesimler daha çok insanı örgütleme olanaklarına kavuştular. Uzun yıllardır faşizme karşı mücadele eden örgütlü kesimler toplumda yalnız olmadıklarını ve milyonların kendilerini izleyip etkilendiğini gördüler. Bu yüzden daha moralli ve daha cesaretli davranmanın yoluna çıktılar. Örgütlü olan herkese saldırma alışkanlığındaki faşizme karşı yine tek çarenin örgütlü yaşam olduğu artık daha geniş kesimlerin bilgisinde. Örgütlü halk hareketinin yaratılması için örgütlü mücadelede deneyimli olanların yeni örgütlenme biçimlerini oluşturmaları en önemli görev halinde ortada duruyor.

Köşeye Sıkışan Faşizm

Ekonomik, siyasi ve sosyal sıkışmışlığı "krize" doğru giden faşist devlet mekanizması bundan çıkışın yollarını arıyor. Bir yanda Suriye'ye yönelik devam ettirilen ilan edilmemiş savaşın "ilan edilmiş bir topyekün savaşa" çevrilmesinin hesapları yapılıyor, diğer yandan köşeye sıkışan devlet mekanizmasına soluk aldıracak yeni siyasi aktörler piyasaya sürülmeye çalışılıyor. Siyasi yelpazenin sağcılarının temsilcileri AKP ve MHP'nin yıpranmışlığı taraftarlarının daha da daralmasına ve saldırganlaşmasına yol açtı. Bir zamanlar dillerinden düşmeyen "halkçı, yoksullardan yana olma" edebiyatı bir kenara bırakılmak durumuna gelindi. AKP'nin temsil ettiği kesimlerin dillerinde artık sadece "günü kurtarmak ve güçlü olana kul olmak" var. Toplumda ezilmiş olanlar AKP'nin artık dışladığı ve "düşman" gördüğü kesimler. Onlara yönelik politikası sadece ötekileştirmek ve saldırmak üzerine inşa edilmekte. Din sömürüsü üzerinden yürütülen "halkın geri yanlarına hitap edip yönlendirme" politikası artık eskisi kadar etkili değil. Ezilmiş ve yoksul kesimin AKP ve MHP gibi sağcı partilerin dinsel değerlerle oluşturulmuş geleneksel değerlere yönelik söylemleri artık eskisi kadar dikkate alınmıyor. Kentlileşmiş ve sistemde "geçinme olanakları edinmiş" küçük burjuva muhafazakarları dışında şehirde tabanları erimeye devam ediyor. Asker, darbe vb söylemleri artık sadece bu kesimler için bir anlam ifade ediyor, ezilenler için ise sadece boş bir kandırmacadan öte anlam taşımıyor. AKP'nin ordu, polis içiçeliği daha belirginleştikçe yoksullar arasındaki söylemi değerini daha çok kaybediyor. Taksim direnişine ülke çapında katılanların İçişleri Bakanlığı verilerine göre 3.5 milyon kişi civarında olduğu belirtiliyor. Bu sokaklara çıkan insanlar daha geniş kesimlerin temsilcisi halindeler. AKP'nin 1 Mayıs 2013'den bu yana elinden kaçırdığı "gündem belirleme" insiyatifi artık bu kesimlerin elinde. Ülke gündemi faşizme karşı direnişin şekillenişi üzerinden yürüyor.

Devletin yeniden organizasyonunda atılan her adım halkta yeni baskı mekanizması algısını güçlendiriyor ve faşizm karşısında birey olarak düştüğü çaresizlikten çıkış yolları arıyor. Bu çıkışı ise Taksim direnişi içindeki ışıkta görüyor. Daha güçlü direnişler önümüzdeki dönemin gündemi olmaya aday. İşçiler vurgun yemiş ekonominin sarsıntısının üstlerine yıkılmasına artık daha çok karşı koyabiliyorlar. Devletin "demokratikleşme paketi" adı altında piyasaya sürmeye hazırlandığı yeni organizasyon biçimlerine daha kuşkulu yaklaşıyorlar.

Faşizme Karşı Direniş Yöntemlerini Geliştirmek

Faşizme karşı direniş yöntemleri faşizmin saldırganlığı altında şekilliyor. Faşizmin saldırganlık biçimlerine karşı yeni mücadele yöntemleri ortaya çıkıyor. Sokaklarda direnmek ve bunu sürekli hale getirmek artık faşizmin sokaklardaki egemenliğini kırmanın yolu haline geldi. Barikatlar arkasında daha önce hiç olmadığı kadar özgür olanların sokaklarda faşizmin saldırganlığına daha çok tahammül etmesi artık zor. Sokaklardaki direnişi güçlendirmek faşizmin saldrıganlığındaki keyfiliği kırmakta ve faşizmi halkın tepkilerini takip eder hale getirmekte. Barikatların oluşturulduğu her yerde inisiyatif direnenlere geçmekte. Bunun geliştirilmesi ve kalıcılaştırılması faşizmin saldırganlığının kırılmasa yol açmakta.

Faşizme karşı direnişi hayatın her alanına yaymak gerekmekte. Çalışılan işyerlerinde iş aksatmalar, pasif direnişler, okullarda direniş, mahallelerde devletin egemenlik kurma çabalarına engel olma yolları bulmak. Devletin her gün faşizmi yeniden ve yeniden kurmak zorunda olduğu bilinmeli ve buna karşı çıkmanın faşizme karşı direnişin en önemli aşaması olacağı unutulmamalıdır. Faşizme karşı direniş hayatın her alanına yayılmadıkça onun keyfiliği ve saldırganlığı bitmeyecek ve "hepinizi hizaya sokacağım" saldırganlığı kesilmeyecektir. Hayatın her alanında direnişin varlığı ortaya koyulmalı sokak duvarlarında faşizme karşı direnişin yazıları çoğalmalıdır. Faşizmin tahakkümü altında yaşayan insanlar direnişi her gün sokaklarında görmelidir. 



KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y