Ahmet Metin: Direniş ve Polise Yeni Keyfi Yetkiler


Pusula 
Ahmet Metin
KızılDayanısma

Faşizm "keyfi" yönetimdir. Hiçbir değer, kural ve yasa onun için kalıcı, bağlayıcı değildir. Yasa ile kurallar sadece kendi işene geldiği sürece geçerlidir. Keyfiliğin "yasa" haline getirilmesi ve keyfi uygulamalara "yetkisi" olanların korunup kollanması faşizmin vazgeçilmezidir.

Kolluk güçlerine yönelik yeni bir "yasa" paketi gündemdedir. "Yasa paketi" kolluk güçlerine keyfi uygulamalarında "yasallık" sağlamaktadır. Bir kişinin gözaltına alınması ve onun sorgulanması savcılık ve hakim kararını gerektirirken bu durum "yasa paketiyle" devreden çıkarılıp doğrudan polisin gözaltı yapma keyfiyeti ilan edilmek istenmektedir. Devlet polisin keyfi uygulamalarını genişletme peşindedir. 


POLİSİN KEYFİ DAVRANMA YETKİSİNİ GENİŞLETME İHTİYACI İÇİNDELER.

Taksim direnişi sürecinde polisin her tür keyfi davranışı içinde olduğu yaşandı ve işlevi daha geniş kesimlerce yaşanarak görüldü. Kolluk güçleri geniş kesimlerce sanıldığı ve iddia edildiği gibi "devletin tarafsız yasa koruyucuları" değil aksine devletin her tür yasadışı işini de üstlenen bir iktidar parçasıydı. Yasalar onlar için sadece iktidarın istedikleri ve dedikleriydi. Taksim direnişi kolluk güçlerini daha geniş kesimler içinde dışladı ve onların iktidarın dediklerini yapmaktan öte bir işlev taşımadığı toplumda daha çok görüldü. Kolluk güçleri toplumsal dışlanmada sadece daha çok şiddet ve yetki kullanarak etkinliğini sürdürebilir hale geldi.

İktidar Taksim direnişinden duyduğu korkuyla polisin keyfi uygulamalarına daha çok sarılmak zorunda kalmakta.

İŞKENCE, ZULÜM VE KEYFİ UYGULAMALARA YENİ OLANAKLAR

Çıkarılacak yasal düzenlemeyle polis artık herkesi kayıt altına alma ihtiyacı duymadan gözaltına alabilecek. Savcılık ve hakim kararından geçirilerek yapılan gözaltılar herkesin kaydedilmesini zorunlu kılıyordu. Bu zorunluluk ortadan kaldırılmakta ve polisin herkesi canı istediği an istediği süre içerisinde gözaltına almasına olanak sağlamakta. Çıkarılacak yasal düzenlemede polisin 24 saatlik bir süre bunu yapabileceği belirtilmesine rağmen bu durumun pratikta öyle olmayacağı yasayı çıkaranlar dahil herkesin bilgisinde. Gözaltı kaydı yapılmamış her hangi birinin polisin elinde ne kadar kaldığını bilme olanağı yoktur. Hatta gözaltına alınanı ortadan "kaybedecek" bir polis biriminin var olacağı da daha önceden yaşanan ülke gerçeklerindendir. İşkence, kayıplar, insanları süresi bilinmeyen dönemce alıkoyma polisin elinde olacaktır. Devletin fişleme geleneği içinde "sakıncalı bulduğu" iktidar muhalifleri hemen her dönem sürekli bir gözaltı terörür altında yaşayacaklardır.

HALKA SUS BOYUN EĞ DENİYOR.

Ülke tarihinde yaşanan ekonomik krizleri "önemsiz yol kazaları" gibi gösterecek derinlikte bir ekonomik ve sosyal kriz geliyor. Bunun her verisi daha çok kendini gösteriyor. Devletin elinde kendini sürdürebilmek için artık insanları ve toprakları yağmalamaktan başka bir seçenek yok. Bir yanda savaş kışkırtıcılığıyla insanları savaş içinde yağmalamak, onları sadece ölebilecek et parçaları olarak görmek, diğer yanda ülke kaynaklarını sadece çeteleşmiş bir yönetim mekanizmasına yamanan farklı çeteleri doyuracak halde yağmalamak. Bir yanda toprak yağması, bir yanda uyuşturucu pazarlamacılığı vb devlet çeteleşmesi tam bir suç mekanizması halinde yokuş aşağı bir yolculukta. Bu çeteleşmenin en büyük korkusu ise geri dönülmezce girdikleri yağmacılığa karşı çıkılması ve iktidarlarının devrilmesi. Yağmacılığın devrilmesi ardından gelebilecek bir halk iktidarının bu çeteleşmeyi affetmeyeceği görülmekte anlaşılmakta. Bir halk yönetimini yok etmek içinde iktidar her tür keyfi uygulamanın kapılarını daha çok açmakta. Bir kenara bırakılan "AB'ye yamanma projesi" yerini iktidarın hayatta kalma savaşına bırakmış durumda. İktidar hayatta kalmaya çalışmakta ve Taksim direnişinden korkarak "yurtdışına kaçan "sermayeyi ve yatırım heveslilerini" çark dönsün diye rahatlatmak istemekte. Kırılmış bir çarkı toplamaya çalışan iktidar daha fazla keyfi uygulama yolundan başka bir çare görememekte. Yaklaşan yerel seçimlere kadar daha keyfi saldırganlık örnekleriyle kendi taraftarlarına daha çok havuç sallama oyunu sürdürülecek. Sona yaklaşan bir süreç işlemekte. Kendi iktidar krizini içinde barındıran bir faşizmin ayaklarında kalan takat onu mutlu sona taşımayacaktır. Her direniş onu sonuna daha çok yaklaştırmaktadır. Önceden olan eylemlerin dar bir alanda kalan etkisi artık daha geniş kesimleri ilgilendirir hale gelmiştir. Bir mahallede olan bir olay ülke gündemini belirlemekte, halka yönelik bir saldırı sadece saldırıya uğrayanları değil artık çok geniş kesimleri ilgilendirmektedir.

Boyun eğdirmeye çalışılan bir halk vardir. Kimi ekonomik kıskaçla esir alınmış, kimi toplumsal baskı mekanizmalarıyla sindirilmiş halkın "olağan" yaşayışını sürdüremez hale gelişi daha fazla gündemdedir. Direniş "sindirilmişlere" umut taşımıştır ve direniş sürdükçe daha çok insan "sinmişlikten" kurtulup direniş saflarına katılacaktır. Faşizmin keyfi uygulamaları "yasal" hale getirmesi sadece sindirilmiş olanların bu durumdan kurtulmamaları içindir. 


Ahmet Metin: Faşizme Karşı Tek Yol Direniş


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y