"Gözümüzü kör etseler de sosyalizmi göreceğiz"

Çağdaş Küçükbattal, Haziran direnişinin ilk günlerinde polisin attığı gaz bombası fişeğinin isabet etmesi sonucu sağ gözünü kaybetti.
Haftalarca hastanede yatan, iki kez ameliyat olan Küçükübattal'a şimdi de ev hapsi verildi.
Küçükbattal, nasıl yaralandığını, tedavi sürecini, gözaltı ve sonrasında yaşadıklarını ETHA'ya anlattı.

'GEZİ MEŞRU BİR HALK AYAKLANMASI'

Gezi direnişini, "kadınlardan LGBTİ bireylere toplumun tüm ezilenlerinin katıldığı bir halk ayaklanması" olarak tanımlayan Küçükbattal, "Gezi Parkı'nda toplumsal demokrasinin kurumlarını inşa etmeye çalıştılar. Aslında biz sosyalistlerin kurmak istediği toplumsal düzenin bir minyatürünü orada kurup, yaşadılar" dedi.
Bu nedenle devletin, ayaklanmaya aktif olarak katılan örgütlerden intikam almaya çalıştığını, ESP'ye de bu kapsamda operasyon yapıldığını söyleyen Küçükbattal, ekledi: "ESP'ye yönelik operasyon intikam operasyonudur."
Çağdaş Küçükbattal, ayaklanmanın ilk günü gözünden nasıl yaralandığını şöyle anlattı: "Öfkemizi dışa vurduğumuz bir andı. Tarlabaşı'na doğru yürüyüşe geçtik. Bir polis barikatı vardı. Polis, bir anda azgınca saldırmaya başladı. Devletin yasalarına göre belli bir açıyla atması gereken gaz bombalarını özellikle kafa bölgesine gelecek şekilde doğrultarak ateşlediler. İnsanları sakat bırakmak için azgınca saldırdılar. O sırada yaralandım. Bilincim açıktı ama yarı baygın haldeydim. Ambulansların girişine izin verilmediği için oradan bir vatandaşın aracına bindirilerek Taksim İlk Yardım Hastanesi'ne götürüldüm, ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne sevk edildim."

AYAKLANMANIN DIŞINDA KALMAK

Yaralandıktan sonra direnişi hastane odasında izlediği-dinlediği haberlerden, ziyaretçilerinin anlatımlarından takip edebildiğini söyleyen Küçükbattal, bazen de çevredeki eylemlerden yükselen slogan seslerini duyduğunu söyledi. Küçükbattal, "Hastane Kocamusatafapaşa semtinde. Kocamustafapaşa halkı yürüyüş yapıyor, slogan seslerini duyuyorum. Haberleri dinliyorum, 'şu semtten insanlar yürüyüşe başladı, Boğaz Köprüsü'ne doğru yürüyorlar...' İnsanın bütün acılarını bastıran aşırı derecede mutluluk veren bir şeydi. Bir halk ayaklanması yaşanıyor dışarıda ama sen hastanede yatmak zorundasın. Belki de senin kurmak istediğin toplumun bir minyatürü kuruluyor dışarıda, sen onu göremiyorsun. Taksim'den polis çekiliyor, meydan halkın... Gezi Parkı'nda komün hayat kuruluyor ve sen onun dışında kalıyorsun. Yani halk ayaklanması ne kadar mutlu ettiyse, içerisinde olamamak o kadar üzmüştü."

'POLİS YİNE DELİL ÜRETMEYE ÇALIŞTI'

Küçükbattal, tedavi süreci devam ederken 18 Haziran'da, ESP'ye operasyon yapıldığını, yaralı olduğu için gözaltına alınmadığını, ama gözaltındaki ESP üyeleri ile "iyileşsin daha sonra gözaltına alacağız" mesajı gönderildiğini aktardı. 4 Kasım günü evinden çıktıktan sonra gözaltına alındığını ve 4 günlük gözaltı sürecinin ardından adliyeye çıkarıldığını hatırlatan Küçükbattal, hakkındaki iddialara ilişkin şunları söyledi: "Delil bile denilmeyecek iddialar üzerinden savcılığa ve mahkemeye çıkarıldım. Yasal mitinglere, SGDF'nin düzenlendiği yaz kampına katıldığım için yargılandım. Polis yine bazı deliller üretmeye çalışmış. Bir basın açıklamasında çekilen fotoğrafım var, başka bir yerde de bir çatışma olmuş. Benim ayakkabımın rengi siyah, o çatışmalı eylemde fotoğrafı çekilen kişinin ayakkabısının rengi de siyah. Bana onu göstererek 'Bu sen misin?' diye soru yöneltiyor, oradan bir kanaat oluşturmaya çalışıyor."

DEVRİMCİLERİN CENAZELERİNE KATILMAK DA 'SUÇ'

Ayrıca, yaşamını yitiren devrimcilerin cenaze törenlerine katıldığı için de sorgulandığını aktaran Küçükbattal, "Bir insanı seviyorsanız, değer veriyorsanız cenaze törenine katılırsınız. Onlar devletin gözünde suçlu olabilir ama benim gözümde asla suçlu değiller. Suçlu olmadıkları gibi ideallerinin peşine düşmüş, kendi hayatlarını hiçe sayarak bütün toplumun özgürlüğü, eşitliği için savaşmış insanlar" dedi.

'MÜCADELE ALANIM BİR SÜRE EVİM'

Mahkemenin ev hapsi ve yurt dışı yasağı kararını değerlendiren Çağdaş Küçükbattal, gülerek "insanın kendi evini bile 'hapishaneye' çeviriyorlar" dedi. Küçükbattal, şöyle devam etti: "Daha önce hapishanede de kaldım. Devrimciler, komünistler için nerede bulunduklarının bir önemi yok. Bulundukları yeri mücadelenin bir alanına çeviriyorlar. Dolayısıyla bir süre burası benim mücadele alanım. En iyi şekilde değerlendireceğim."
Tutuklama ve baskılarla topluma korku salmak istendiğini ifade eden Küçükbattal, "Ama unuttukları bir şey var; ayaklanma ile birlikte halk korku duvarlarını aştı. Amaçlarına ulaşamayacaklar. Bunu anladıkça daha çok korkup, daha çok saldırganlaşıyorlar. Aklın, vicdanın almayacağı şekilde hareket ediyorlar. Halk ayaklanması meşrudur. Egemenler korkuyor, korktukları içinde pervasızlaşıyor. Biliyorlar ki, milyonlarca kişiyi tutuklayamazlar. Gözlerini kör etseler de, Ethem, Ali İsmail, Abdullah gibi direnişçileri öldürseler de direnişi bastıramazlar, meşru talepleri bastıramazlar. Öyle bir an gelecek ki daha büyük patlamalar yaşanacak. O zindanlar da yıkılacak. O zaman kaçacak delik arayacaklar. Gözümüzü kör etseler de sosyalizmi göreceğiz."
İSTANBUL (İsminaz Ergün)


KızılYıldız.org
YAZIYI PAYLAŞ: Facebook Twitthis Furl

Facebook'tan Yorum Yap

.
2017 Kaynak Gosterilerek Her Yazi Istendigi Gibi Kullanilir. KIZILYILDIZ.org Devrimin KIZIL YILDIZI Dizayn: K.C.Y